Yayınlanma Tarihi:
Günümüz ticari hayatında "çakma", "imitasyon" veya "taklit" olarak adlandırılan ürünlerin ticareti, ne yazık ki sıkça karşılaşılan bir durumdur. Ancak, birçok satıcı veya işletme sahibi, bu eylemin 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) kapsamında hapis cezası gerektiren ciddi bir suç olduğunun farkında değildir. Halk arasında "taklit ürün satma cezası" olarak bilinen Marka Hakkına Tecavüz Suçu, yalnızca ürünü üretenleri değil; satanları, depolayanları, nakledenleri ve hatta ticari amaçla satın alanları da kapsayan geniş bir yaptırım ağına sahiptir.
Bu kapsamlı rehberde; marka hakkına tecavüz suçunun unsurlarını, taklit ürün satmanın cezasını, iş yerinde yapılan aramaları, mallara el konulması sürecini ve en önemlisi etkin pişmanlık (SMK Md. 30/7) hükümlerinden nasıl yararlanılabileceğini bir Ceza Avukatı perspektifiyle detaylıca inceleyeceğiz.
Marka hakkına tecavüz; başkası adına tescilli bir markanın, hak sahibinin izni olmaksızın aynısının veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kullanılarak haksız kazanç elde edilmesidir. 6769 Sayılı Kanun’un 30. maddesi, bu eylemleri suç olarak tanımlamış ve hürriyeti bağlayıcı cezalar öngörmüştür.
Buradaki temel amaç, marka sahibinin yıllarca emek vererek oluşturduğu ticari itibarın korunması ve tüketicinin yanıltılmasının engellenmesidir. Ancak uygulamada, bilmeden veya hukuki sonuçlarını öngörmeden bu ürünleri tezgahında bulunduran esnafların da soruşturma geçirdiği görülmektedir.
SMK Madde 30/1 fıkrasına göre, suçun oluşması için sadece üretim yapmak gerekmez. Aşağıdaki eylemlerden herhangi birini gerçekleştiren kişi, marka hakkına tecavüz suçunu işlemiş sayılır:
Üretmek: Başkasına ait markayı izinsiz kullanarak mal üretmek.
Satışa Arz Etmek: Ürünü vitrine koymak, internette listelemek veya tezgahta sergilemek.
Satmak: Fiili olarak ürünün devrini gerçekleştirmek.
İthal veya İhraç Etmek: Gümrük yoluyla sahte ürünleri ülkeye sokmak veya çıkarmak.
Ticari Amaçla Satın Almak: Perakende satmak üzere toptancıdan sahte ürün almak.
Bulundurmak: İş yerinde, depoda veya araçta bu ürünleri saklamak.
Nakletmek: Lojistik olarak ürünlerin taşınmasını sağlamak.
Depolamak: Ürünlerin muhafazasını sağlamak.
Görüldüğü üzere kanun koyucu, sahte ürünün üretiminden son tüketiciye ulaşana kadarki tüm zinciri cezalandırma yoluna gitmiştir. Bu nedenle, "Ben üretmedim, sadece satıyorum" savunması, hukuki açıdan tek başına yeterli bir savunma değildir ve profesyonel bir Mersin Ceza Avukatı desteği gerektirir.
Sınai Mülkiyet Kanunu Madde 30/1 uyarınca; başkasına ait marka hakkına iktibas (aynen alma) veya iltibas (karıştırma) suretiyle tecavüz ederek mal üreten, satan veya yukarıda sayılan diğer eylemleri gerçekleştiren kişiler hakkında uygulanacak yaptırımlar şunlardır:
Hapis Cezası: 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası.
Adli Para Cezası: Yirmi bin güne kadar adli para cezası.
Burada dikkat edilmesi gereken husus, hapis cezası ile adli para cezasının birlikte (ve bağlacı ile) öngörülmüş olmasıdır. Yani hakim, sanığı suçlu bulduğunda hem hapse hem de para cezasına hükmedecektir.
Kanun, suçun işleniş biçimine göre farklı cezai sorumluluklar da düzenlemiştir:
Marka İşaretini Kaldırma Suçu (Md. 30/2): Ürün veya ambalaj üzerindeki marka koruması olduğunu belirten işareti (örneğin ® işareti veya hologramı) yetkisiz şekilde kaldıran kişi, 1 yıldan 3 yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.
Yetkisiz Tasarruf Suçu (Md. 30/3): Başkasına ait marka hakkını yetkisi olmadığı halde devreden, lisans veren veya rehin veren kişi, 2 yıldan 4 yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. Bu durum daha çok ticari dolandırıcılık boyutuna giren eylemleri kapsar.
Taklit ürün satma eylemi bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlenirse ne olur? SMK Madde 30/4 uyarınca, tüzel kişiler (şirketler) hakkında ceza davası açılamaz ancak bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur. Ancak, suçu işleyen şirket yöneticileri, müdürleri veya eylemi gerçekleştiren gerçek kişiler şahsen ceza alır. Bu nedenle şirket yetkililerinin, ceza hukuku kapsamında şahsi sorumlulukları doğmaktadır.
Marka hakkına tecavüz suçlarında en kritik usul kuralı, şikayet şartıdır.
SMK Madde 30/6 uyarınca; bu suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlıdır. Yani savcılık, re'sen (kendiliğinden) harekete geçmez. Marka sahibinin veya yetkili vekilinin şikayetçi olması gerekir.
Şikayet Süresi: Fiil ve failin öğrenilmesinden itibaren 6 aydır.
Tescil Şartı: SMK Madde 30/5'e göre, cezaya hükmedilebilmesi için mağdur markanın Türkiye’de tescilli olması şarttır. Yurt dışında tescilli ancak Türkiye'de tescili olmayan bir markanın taklit edilmesi, SMK 30 kapsamında suç oluşturmaz (Haksız Rekabet hükümleri saklıdır).
Bu teknik detaylar, savunma stratejisinin temelini oluşturur. Şikayetin usulüne uygun olup olmadığı, markanın tescil durumu ve suç tarihinin doğru tespiti, dosyanın seyrini değiştirebilecek hususlardır. Bu noktada Mersin Avukat olarak dosyanın titizlikle incelenmesi gerektiğini vurgulamaktayız.
Sınai Mülkiyet Kanunu, taklit ürün satan satıcılar için çok önemli bir "kurtuluş" maddesi düzenlemiştir. Bu, uygulamada en çok başvurulan ve doğru yönetildiğinde kişinin ceza almamasını sağlayan bir düzenlemedir.
Madde 30/7 hükmü şöyledir: "Başkasının hak sahibi olduğu marka taklit edilerek üretilmiş malı, satışa arz eden veya satan kişinin bu malı nereden temin ettiğini bildirmesi ve bu suretle üretenlerin ortaya çıkarılmasını ve üretilmiş mallara elkonulmasını sağlaması hâlinde hakkında cezaya hükmolunmaz."
Bu fıkra, sadece "satan" veya "satışa arz eden" kişileri kapsar (Üreticiler yararlanamaz). Eğer iş yerinizde taklit ürün yakalandıysa, şu adımları izlemek cezasızlık halinden yararlanmanızı sağlayabilir:
Kaynağı Bildirme: Ürünleri kimden, nereden, ne zaman aldığınızı net bir şekilde bildirmelisiniz.
İspat: Varsa fatura, irsaliye, ödeme dekontu, WhatsApp yazışmaları veya tanık beyanları ile malı aldığınız yeri ispatlamalısınız.
Sonuç Alma: Verdiğiniz bilginin, üreticilerin veya toptancıların ortaya çıkarılmasını ve mallara el konulmasını sağlaması gerekir.
Önemli Uyarı: Yalan beyanda bulunmak veya var olmayan bir adresi göstermek etkin pişmanlıktan yararlanmanızı sağlamaz. Bu sürecin, kolluk (polis/jandarma) ifadesi sırasında veya savcılık aşamasında uzman bir hukukçu eşliğinde yönetilmesi hayati önem taşır. Yanlış verilen bir ifade, bu haktan yararlanma imkanını ortadan kaldırabilir.
Genellikle süreç, marka vekillerinin dedektif gibi çalışarak taklit ürün satan iş yerlerini tespit etmesiyle başlar. Ardından Savcılığa suç duyurusunda bulunulur ve Sulh Ceza Hakimliği'nden Arama ve El Koyma Kararı alınır.
Polis, bu kararla iş yerinize gelir ve:
Şikayete konu markalı ürünleri arar.
Bulunan taklit ürünleri sayar ve tutanak altına alır (Yediemine teslim eder).
Şüpheli olarak iş yeri sahibinin ifadesini alır.
Bu aşamada tutulan tutanakların doğruluğu çok önemlidir. Hangi üründen kaç adet bulunduğunun doğru yazılıp yazılmadığı kontrol edilmelidir.
Bir ceza davasında sanık konumundaysanız, savunmanızın hukuki temellere dayanması gerekir. mersin ceza avukatı olarak, bu tür dosyalarda üzerinde durduğumuz bazı temel savunma argümanları şunlardır:
Kastın Yokluğu: Kişinin sattığı ürünün taklit olduğunu bilmemesi veya bilebilecek durumda olmaması (Özellikle ürünlerin orijinaline çok yakın olması veya faturalı alınmış olması durumunda).
Kullanım Amacı: Ürünlerin ticari amaçla değil, şahsi kullanım için bulundurulması.
Bilirkişi Raporuna İtiraz: Ürünlerin gerçekten taklit olup olmadığının, marka hakkına tecavüz oluşturup oluşturmadığının uzman bilirkişilerce incelenmesi. İltibas (karıştırılma) ihtimalinin bulunmadığı durumlar.
Usuli Hatalar: Arama kararının hukuka uygunluğu, şikayet süresinin geçip geçmediği, markanın geçerliliği.
Etkin Pişmanlık: Yukarıda belirtildiği gibi malın kaynağının bildirilmesi.
Ceza davası, sürecin sadece bir boyutudur. Ceza davasından mahkumiyet alınması veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı verilmesi halinde, marka sahibi şirketler genellikle Maddi ve Manevi Tazminat Davası açmaktadır.
Maddi Tazminat: Marka sahibinin uğradığı zarar ve yoksun kaldığı kazanç talep edilir.
Manevi Tazminat: Markanın itibarının zedelenmesi nedeniyle talep edilir.
İtibar Tazminatı: Düşük kaliteli taklit ürünlerin markanın imajına verdiği zarar.
Bu nedenle, ceza davası süreci yönetilirken ileride açılabilecek tazminat davaları da düşünülerek hareket edilmelidir. Ceza davasındaki kabul beyanları, tazminat davasında aleyhinize delil teşkil edebilir.
Evet, mecra fark etmeksizin (fiziki dükkan, pazar tezgahı, e-ticaret sitesi, Instagram/sosyal medya) tescilli bir markanın taklidini satmak SMK Madde 30 kapsamında suçtur.
Hayır. Tüketiciye ürünün sahte olduğunu söylemeniz, marka sahibinin hakkına tecavüz ettiğiniz gerçeğini değiştirmez. Suçun oluşması için alıcının kandırılması şart değildir, marka hakkının izinsiz kullanımı yeterlidir.
Ürün adedi, cezanın alt ve üst sınırının belirlenmesinde etkilidir ancak suçun oluşmasını engellemez. 1 adet taklit ürün satmak ile 1000 adet satmak, suçun unsurları bakımından aynı kanun maddesine (SMK 30) tabidir. Ancak "cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesi" aşamasında azlık-çokluk dikkate alınır.
Verilen hapis cezası kısa süreli ise (1 yıl veya altı) ve sanığın geçmişi uygunsa, seçenek yaptırımlara veya adli para cezasına çevrilebilir. Ayrıca şartları varsa Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararı verilebilir. Ancak SMK 30'da zaten hapis cezasına ek olarak adli para cezası da öngörülmüştür.
Ceza yargılamasında teknik savunma çok önemlidir. Özellikle "Etkin Pişmanlık" hükümlerinden yararlanmak, tazminat risklerini minimize etmek ve hapis cezasından korunmak adına, marka hukuku ve ceza hukuku alanında deneyimli bir avukatla çalışmak, hak kaybı yaşamanızı engelleyecektir.
Taklit ürün satma suçu, basit bir ticari risk değil, hürriyeti bağlayıcı ceza öngören ciddi bir adli vakadır. Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 30. maddesi, marka sahiplerine geniş haklar tanırken, sanıklara da (özellikle satıcılara) etkin pişmanlık gibi çıkış yolları sunmuştur.
Eğer hakkınızda marka hakkına tecavüz suçlamasıyla soruşturma başlatıldıysa, iş yerinizde arama yapıldıysa veya ifadeye çağrıldıysanız; sürecin başından itibaren profesyonel hukuki destek almanız, özgürlüğünüz ve ticari geleceğiniz açısından kritiktir. Mersin ve çevresinde bu tür davalarla ilgili hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti almak için web sitemizdeki iletişim kanallarından bize ulaşabilirsiniz.
Bu makale bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Her somut olay kendine özgü özellikler taşır.
© 2025 Av. Sinan Akalın Tüm Hakları Saklıdır.
AYZ Bilgisayar ve Yazılım tarafından geliştirilmiştir.