Yayınlanma Tarihi:
Günümüzde özellikle internet ve sosyal medya üzerinden gerçekleştirilen dolandırıcılık vakalarının sayısı artmıştır. Dolandırıcılar; yatırım vaadi, paketleme işi, kredi çıkarma, sosyal yardım dağıtımı ya da kamu görevlisi kılığına girerek çeşitli yöntemlerle mağdurları kandırmakta ve bu kişilerden kendi rızalarıyla para göndermelerini sağlamaktadır. Ancak bu durumda akla en çok gelen soru şudur: “Ben kendi rızamla para gönderdim, şikayet hakkım var mı?”
Bu yazıda, dolandırıcıya bilerek ve isteyerek para gönderen kişilerin Türk Ceza Hukuku bakımından şikayet haklarını, iade taleplerini ve dolandırıcılıkla ilgili ceza süreçlerini detaylı şekilde inceleyeceğiz.
Türk Ceza Kanunu’nun 157. ve 158. maddelerinde düzenlenen dolandırıcılık suçu, bir kişinin hileli davranışlarla bir başkasını aldatarak onun veya başkasının zararına olacak şekilde kendisine veya üçüncü bir kişiye menfaat sağlamasıdır. Suçun oluşabilmesi için aşağıdaki unsurların birlikte gerçekleşmesi gerekir:
Hileli bir davranış (yalan, sahte belge, kimlik taklidi vb.)
Mağdurun bu hileye kanarak işlem yapması
Bu işlem sonucunda mağdurun zarar görmesi
Failin menfaat elde etmesi
Mağdurun “kendi isteğiyle” para göndermesi, her zaman suçun ortadan kalktığı anlamına gelmez. Ceza hukukunda rıza, ancak serbest iradeyle ve doğru bilgiye dayalı olarak verilmişse geçerlidir. Eğer mağdur, hileli bir yönlendirme ile kandırılarak para göndermişse, bu durumda “rıza” hukuki anlamda geçerli değildir ve dolandırıcılık suçu oluşur.
Dolandırıcılık suçu, şikayete tabi olmayan ve savcılık tarafından resen soruşturulan bir suçtur. Dolayısıyla mağdur kişi, parasını isteyerek göndermiş olsa bile, hileye dayalı bir yönlendirme varsa savcılığa suç duyurusunda bulunabilir.
Şikayet için bir avukat aracılığıyla detaylı bir dilekçe hazırlanması, dolandırıcılık olayının anlatılması ve varsa delillerin (mesajlar, dekontlar, yazışmalar, ses kayıtları, ekran görüntüleri) sunulması gerekir.
Ayrıca ceza davası dışında, mağdur kişi Medeni Hukuk ve Borçlar Kanunu çerçevesinde haksız fiil nedeniyle tazminat davası açabilir ve gönderdiği paranın iadesini talep edebilir.
İnternetten satış dolandırıcılığı: Olmayan ürünü satıyormuş gibi gösterip ödeme alındıktan sonra iletişimin kesilmesi.
Sosyal medya yatırım dolandırıcılığı: “3.000 TL gönderin, 10.000 TL alın” vaadiyle kandırma.
Kamu görevlisi kılığına girme: Polis, savcı veya hakim gibi davranarak para isteme.
Evde ek iş/paketleme işi: Kargo ve teminat ücreti adı altında para alınıp iş verilmemesi.
Bu tür dolandırıcılıklarda mağdurlar genellikle kendi hesaplarından gönüllü şekilde ödeme yapmaktadır. Ancak ödemenin altında hileli yönlendirme varsa, ceza ve hukuk davası açılması mümkündür.
Dolandırıcılık mağduru, bağlı bulunduğu yer Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusu dilekçesi sunabilir. E-Devlet üzerinden de “CİMER Başvuru” ya da “UYAP Vatandaş Portalı” aracılığıyla suç duyurusunda bulunmak mümkündür.
Hileli yönlendirmeyi net şekilde açıklayın
Kandırıldığınızı ve inandırıldığınızı belirtin
Para transferiyle ilgili dekontları mutlaka ekleyin
Yazışmaları, mesajları, ses kayıtlarını delil olarak sunun
Dolandırıcılık suçunun mağduru olan kişi, ceza davası dışında ayrıca alacak davası açabilir. Haksız fiil nedeniyle Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi kapsamında zararının tazminini isteyebilir.
Ayrıca, şüpheli hakkında mal varlığı tedbiri (haciz, tedbir) talep edilerek ileride verilecek ilamla iade işlemi hızlandırılabilir.
Her ne kadar para “kendi isteğinizle” gönderilmiş gibi görünse de, bu irade hileli bir yönlendirme sonucu oluşmuşsa dolandırıcılık suçu oluşur ve şikayet hakkınız mevcuttur. Bu nedenle böyle bir durumda vakit kaybetmeden Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurmanız ve süreci profesyonel bir avukat eşliğinde yürütmeniz hak kayıplarını önlemek açısından büyük önem taşır.
Esım beyaz esya almaya kalktı ınternet uzerınden 25bın tl dolandırıldı nasıl gerı alabılırız
© 2025 Av. Sinan Akalın Tüm Hakları Saklıdır.
AYZ Bilgisayar ve Yazılım tarafından geliştirilmiştir.