Hakaret suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesinde düzenlenmiştir. Suç; bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat edilmesi ya da sövmek suretiyle kişinin manevi değerlerine saldırılmasıyla oluşur. Bununla birlikte her kaba, kırıcı veya nezaket dışı söz kendiliğinden hakaret sayılmaz. Kullanılan ifadenin anlamı kadar söylendiği ortam, taraflar arasındaki ilişki, konuşmanın bütünü ve sözün yöneldiği kişi de değerlendirilir.
Hakaret iddiası sözlü bir tartışmadan, telefon görüşmesinden, mesajlaşmadan veya sosyal medya paylaşımından kaynaklanabilir. Bu nedenle olayın hukuki niteliği belirlenirken yalnızca tek bir kelimeye değil; ifadenin bağlamına, muhatabına, aktarılma biçimine ve mevcut delillerin güvenilirliğine birlikte bakılması gerekir.
Hakaret Suçunun Unsurları Nelerdir?
Hakaret suçuyla korunan hukuki değer, kişinin toplum içindeki saygınlığı ile öz değerini oluşturan onur ve şerefidir. Suçun oluşması için mağdurun belirli veya en azından belirlenebilir olması gerekir. İsim açıkça yazılmasa bile kullanılan ifadelerden, görselden, etiketlenen hesaptan ya da konuşmanın bağlamından kimin hedef alındığı anlaşılabiliyorsa bu koşul gerçekleşebilir.
Fiil iki temel şekilde işlenebilir. Birincisi, kişiye şeref ve saygınlığını zedeleyebilecek somut bir fiil veya olgu isnat edilmesidir. İkincisi ise belirli bir olaya dayanmaksızın sövme yoluyla kişinin aşağılanmasıdır. İsnadın gerçek bir olaya benzetilerek anlatılması veya soru biçiminde kurulması, tek başına cezai sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Mahkeme sözün görünüşteki biçiminden çok taşıdığı anlamı değerlendirir.
Hakaret kasten işlenebilen bir suçtur. Failin kullandığı sözün veya gerçekleştirdiği davranışın mağdurun onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte olduğunu bilerek hareket etmesi aranır. Şaka, eleştiri veya tepki amacı ileri sürülse bile bu savunma, ifadenin bütünü ve olayın koşullarıyla birlikte incelenir.
Mağdur yaşayan bir gerçek kişi olmalıdır. Ölen kişinin hatırasına yönelik saldırılar ise TCK 130’da ayrı bir suç olarak düzenlenmiştir. Belirli bir kişiyi hedef almayan, toplumun bir kesimine veya ortak değerlere yönelen açıklamalar da olayın niteliğine göre başka suç tipleri kapsamında değerlendirilebilir.
Huzurda, gıyapta ve ileti yoluyla hakaret
Hakaret mağdurun huzurunda, doğrudan algılayabileceği biçimde işlenebilir. Telefon, WhatsApp, kısa mesaj, e-posta veya sosyal medya üzerinden doğrudan mağdura gönderilen ifadeler de TCK 125/2 gereğince huzurda işlenmiş hakaret gibi değerlendirilir. Yazılı mesajın yanında ses kaydı, görüntü, sembol veya görsel içerik de somut olayda aynı kapsamda ele alınabilir.
Fiil mağdurun gıyabında işlenmişse cezalandırılabilmesi için hakaretin en az üç kişiyle ihtilat edilerek gerçekleştirilmesi gerekir. Buradaki ölçüt, sözün mağdur dışında en az üç kişiye ulaştırılmasıdır; kişilerin mutlaka aynı anda ve aynı yerde bulunması gerekmez. Sadece fail ile bir başka kişi arasında kalan ve mağdura doğrudan iletilmeyen bir konuşma, gıyapta hakaret bakımından bu koşulu karşılamayabilir.
Basit Hakaret Suçunun Cezası ve Nitelikli Haller
TCK 125/1 uyarınca hakaret suçunun temel şekli için üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası öngörülmüştür. Hapis ve adli para cezası seçimliktir; hâkim temel yaptırım olarak bunlardan birini belirler ve her ikisine aynı anda hükmedemez.
Genel olarak kısa süreli hapis cezaları bakımından adli para cezasına çevirme hükümleri gündeme gelebilir. Ancak hakaret suçunun kanuni tanımında hapis veya adli para cezası seçimlik olarak düzenlendiğinden, hapis cezası tercih edilmişse bu cezanın sonradan TCK 50/2 kapsamında adli para cezasına çevrilmesi mümkün değildir. Yargıtay kararlarında da hakaret suçundan seçilen kısa süreli hapis cezasının ayrıca adli para cezasına çevrilmesi usule aykırı kabul edilmiştir. Tekerrür hükümlerinin uygulanması gereken durumlarda seçimlik yaptırımlardan hapis cezasının tercih edilmesi zorunluluğu da gündeme gelebilir.
Kamu görevlisine görevi nedeniyle hakaret
Hakaretin bir kamu görevlisine, yerine getirdiği görev nedeniyle yöneltilmesi TCK 125/3-a kapsamında nitelikli haldir. Bu durumda verilecek ceza bir yıldan az olamaz. Polis, memur veya başka bir kamu görevlisinin yalnızca kamu görevlisi olması yeterli değildir; kullanılan söz ile yürütülen görev arasında bağlantı bulunmalıdır. Tamamen kişisel bir tartışmanın tarafı olan kamu görevlisine yönelik sözler, görev bağlantısı yoksa bu nitelikli hal kapsamında değerlendirilmeyebilir.
Olaya cebir veya tehdit de eşlik ediyorsa bunların ayrıca suç oluşturup oluşturmadığı incelenir. Hakaretin kamu görevlisinin haksız bir fiiline tepki olarak işlendiği ileri sürülüyorsa TCK 129/1’deki özel düzenleme gündeme gelebilir; koşulları varsa cezada indirim yapılabilir veya ceza vermekten vazgeçilebilir.
Diğer nitelikli haller ve aleniyet
- Düşünce, inanç ve kanaat nedeniyle hakaret: Kişinin siyasi, sosyal, felsefi veya dinî düşüncesini açıklaması, yaymaya çalışması ya da mensup olduğu dinin gereklerine uygun davranması nedeniyle hakarete uğraması TCK 125/3-b kapsamındadır. Bu halde ceza bir yıldan az olamaz.
- Dinî değerlerden bahisle hakaret: Bir kimsenin mensup olduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle kendisine hakaret edilmesi TCK 125/3-c kapsamında nitelikli haldir ve ceza bir yıldan az olamaz. Belirli bir kişi yerine halkın bir kesiminin benimsediği dinî değerleri hedef alan ifadelerde TCK 216 yönünden farklı bir değerlendirme yapılabilir.
- Alenen hakaret: Fiilin belirsiz sayıda kişi tarafından algılanabilmesine elverişli şekilde işlenmesi halinde ceza altıda bir (% 1/6) oranında artırılır. Sokakta yüksek sesle söylenen sözler veya herkese açık sosyal medya paylaşımları, somut koşullara göre aleniyet kapsamında kabul edilebilir.
Hakaretin karşılıklı olarak işlenmesi halinde TCK 129/3 uyarınca olayın niteliğine göre taraflardan her ikisinin veya birinin cezasında indirim yapılabilir ya da ceza vermekten vazgeçilebilir. Aynı şekilde hakaretin haksız bir fiile tepki olarak işlendiği durumlarda TCK 129/1 uygulanabilir. Bu hükümler otomatik bir cezasızlık sağlamaz; sözlerin sırası, ağırlığı, zaman aralığı ve olayın gelişimi mahkemece değerlendirilir.
Hakaret ile İfade Özgürlüğü Arasındaki Sınır
Anayasa’nın 26. maddesi düşünce ve kanaatleri açıklama özgürlüğünü güvence altına alır. Bununla birlikte ifade özgürlüğü, başkalarının onur ve saygınlığına yönelik her türlü saldırıyı koruyan sınırsız bir hak değildir. Hakaret suçuna ilişkin uyuşmazlıkların önemli bir bölümü, eleştiri hakkının nerede sona erdiği ve cezalandırılabilir saldırının nerede başladığı sorusu etrafında şekillenir.
Yargıtay ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi yaklaşımında, yalnızca rahatsız edici, kaba, sert veya nezaket dışı olması bir ifadeyi mutlaka hakaret haline getirmez. Açıklamanın bir toplumsal tartışmaya katkısı, olgusal temeli, söylendiği ortam ve hedef aldığı kişinin konumu dikkate alınır. Özellikle siyasetçiler ve kamuya mal olmuş kişiler bakımından kabul edilebilir eleştirinin sınırları daha geniştir. Buna karşılık tartışmaya katkı sunmayan, doğrudan kişiyi değersizleştirmeye yönelen ağır küfür ve aşağılamalar ifade özgürlüğü kapsamında görülmeyebilir.
Yargıtay’ın 2024 tarihli bir kararında, bir siyasetçi hakkındaki şikâyet konusu tweeti yeniden paylaşan sanığın eylemi somut olayın bağlamında değerlendirilmiş ve hakaret unsurlarının oluşmadığı sonucuna varılmıştır. Kararda çoğulcu demokrasilerde siyasetçilere yönelik eleştirinin geniş yorumlanması gerektiği belirtilmiştir. Ancak bu karar, her retweet veya yeniden paylaşımın cezasız olduğu anlamına gelmez. Paylaşımın içeriği, eklenen yorum, hedef kişi, hesabın kullanım biçimi ve failin kastını gösteren diğer olgular her dosyada ayrıca incelenir.
Şikâyet, Soruşturma ve Uzlaştırma Süreci
Hakaret suçunun basit hali kural olarak şikâyete bağlıdır. Mağdur, fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren altı ay içinde Cumhuriyet başsavcılığına veya kolluk birimlerine başvurmalıdır. Şikâyet yazılı bir dilekçeyle yapılabileceği gibi sözlü beyanın tutanağa geçirilmesi yoluyla da gerçekleştirilebilir. Sürenin hesabı, şikâyetten vazgeçmenin sonuçları ve şikâyet hakkını kullanabilecek kişiler hakkında şikâyete bağlı suçlara ilişkin açıklamalar ayrıca önem taşır.
Kamu görevlisine görevi nedeniyle hakaret şikâyete bağlı değildir ve savcılık tarafından resen soruşturulur. Cumhurbaşkanına hakaret ise TCK 299’da ayrıca düzenlenmiş olup şikâyet koşuluna bağlı olmayan farklı bir suç tipidir.
Başvuru üzerine savcılık önce soruşturma yürütür; şikâyetin yapılması doğrudan dava açıldığı veya suçun sabit görüldüğü anlamına gelmez. Tarafların beyanları alınır, tanıklar dinlenebilir, mesaj ve paylaşım kayıtları incelenebilir, hesabın veya telefon numarasının kime ait olduğu araştırılabilir. Soruşturmanın aşamaları ve süresini etkileyen unsurlar bakımından savcılık soruşturmasının ne kadar sürebileceği hakkındaki bilgiler yol gösterici olabilir.
Şikâyete bağlı hakaret dosyalarında uzlaştırma, suçun işleniş biçimine, suç tarihine ve uygulanacak usul hükümlerine göre gündeme gelebilir. Dosyanın CMK 253 kapsamında uzlaştırmaya tabi olduğunun belirlenmesi halinde taraflara uzlaşma teklifi yapılır. Uzlaşma sağlanırsa soruşturma veya kovuşturma aşamasına göre kanunda öngörülen sonuçlar doğar; sağlanamazsa yetkili makam delilleri değerlendirerek süreci sürdürür. Özellikle ileti yoluyla işlendiği ileri sürülen hakaretlerde uygulanacak güncel muhakeme usulü dosya özelinde ayrıca kontrol edilmelidir.
Mahkûmiyet halinde, kanuni koşulların bulunmasına göre hapis cezasının ertelenmesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması değerlendirilebilir. Adli para cezasının ödenmesinde süre ya da taksitlendirme uygulanması da mümkün olabilir. Bu kurumların hiçbiri kendiliğinden uygulanmaz; sanığın kişisel durumu, sabıka kaydı, belirlenen ceza ve diğer yasal koşullar birlikte incelenir.
Sosyal Medyada Hakaret ve Dijital Deliller
Sosyal medya üzerinden doğrudan gönderilen mesajlar TCK 125/2 kapsamında ileti yoluyla hakaret sayılabilir. Herkese açık bir profilden yapılan gönderi, tweet, hikâye veya yorum ise belirsiz sayıda kişinin erişimine elverişliyse aleniyet unsurunu gündeme getirebilir. Kapalı bir mesaj grubunda yapılan paylaşımın aleni olup olmadığı ise grubun büyüklüğü, katılım şekli ve içeriğin erişilebilirliği gibi somut özelliklere göre belirlenir.
Ekran görüntüsü önemli bir başlangıç delilidir; ancak tek başına her zaman hesabın kime ait olduğunu, içeriğin değiştirilmediğini veya paylaşım zamanını kesin biçimde ispatlamayabilir. Bu nedenle paylaşım bağlantısının, kullanıcı adının, profil bilgilerinin, tarih ve saat bilgisinin, önceki ve sonraki mesajların mümkün olduğunca birlikte korunması gerekir. Yalnızca hakaret olduğu düşünülen cümlenin kesilerek sunulması, konuşmanın bağlamının anlaşılmasını güçleştirebilir.
Dijital materyallerin adli makamlarca incelenmesi gerektiğinde uygulanabilecek tedbirler, sıradan bir ekran görüntüsünden daha farklı usul güvencelerine tabidir. Bilgisayar ve dijital veri kaynaklarının incelenmesine ilişkin CMK 134 kapsamındaki arama, kopyalama ve elkoyma işlemleri bu bakımdan ayrı bir hukuki çerçeve oluşturur.
Hakarete uğradığını belirten kişinin içeriği platformun bildirim sistemi üzerinden şikâyet etmesi de mümkündür. Ancak içeriğin silinmesi ihtimaline karşı deliller önceden korunmalıdır. Delil elde etmek amacıyla hukuka aykırı biçimde bir hesaba girmek, yazışmaları değiştirmek veya karşı tarafın cihazına müdahale etmek ise başka hukuki sorunlara yol açabilir.
Tarafların Dikkat Etmesi Gereken Noktalar
Mağdur, şikâyetinde sözlerin tam olarak nerede, ne zaman, kim tarafından ve hangi bağlamda kullanıldığını açıklamalı; varsa tanık, mesaj kaydı, bağlantı, video ve ekran görüntülerini sunmalıdır. Hakaretin yanında tehdit veya fiziksel şiddet de bulunuyorsa bu durum ayrıca belirtilmeli ve gecikmeden kolluk birimlerine bildirilmelidir.
Şüpheli veya sanık açısından da mesajlaşmanın tamamının, hesabın kullanım bilgilerinin ve sözlerin hangi olay üzerine söylendiğini gösteren kayıtların korunması önemlidir. Hesap aidiyeti, ifadenin belirli bir kişiye yönelip yönelmediği, eleştiri sınırlarında kalıp kalmadığı ve kastın bulunup bulunmadığı ayrı ayrı tartışılabilir. Ceza yargılamasında şikâyetçinin iddiası tek başına otomatik olarak mahkûmiyet sonucu doğurmaz; bütün deliller birlikte değerlendirilir.
Hakaret nedeniyle manevi zarar gördüğünü ileri süren kişi, ceza soruşturmasından ayrı olarak hukuk mahkemesinde manevi tazminat talebinde bulunabilir. Ceza yargılaması ile tazminat süreci birbirinden farklı amaçlara ve usul kurallarına sahiptir. Somut olayın hakaret oluşturup oluşturmadığı, şikâyet koşulu, delillerin yeterliliği ve uygulanabilecek yaptırım ise her dosyanın kendi koşulları içinde belirlenir.
Yayınlanma Tarihi: