Yayınlanma Tarihi:
Ceza yargılamasının en kritik ve belki de en stresli aşaması, mahkeme kararının kesinleşmesi ve infaz sürecinin başlamasıdır. Bir sanık için yargılama süreci ne kadar yorucuysa, "Acaba cezaevine ne zaman gireceğim?", "Beni evden mi alacaklar yoksa teslim mi olmalıyım?", "İnfazımı erteletebilir miyim?" gibi soruların yanıtını aramak da o kadar yıpratıcıdır.
Bu dev rehberimizde; Türk Ceza Hukuku ve İnfaz Hukuku prosedürlerini, davetiyelerin tebliğ süreçlerini, yakalama kararlarını, açık ve kapalı cezaevi ayrımlarını ve Mersin ceza avukatı desteğinin bu süreçteki hayati önemini en ince detayına kadar inceleyeceğiz.
Halk arasında sıkça karıştırılan bir kavram olan "cezanın kesinleşmesi", yerel mahkemenin (Asliye Ceza veya Ağır Ceza Mahkemesi) karar vermesiyle tamamlanan bir süreç değildir. Bir cezanın infaz edilebilmesi için, o kararın hukuk dünyasında değiştirilemez bir nitelik kazanması gerekir.
Bir ceza davasında karar yüzünüze okunduğunda veya tebliğ edildiğinde süreç bitmez. Kesinleşme şu aşamalardan sonra gerçekleşir:
İstinaf Süreci (Bölge Adliye Mahkemesi): Yerel mahkeme kararına karşı itiraz edilirse dosya İstinaf'a gider. Eğer İstinaf başvurusu reddedilirse veya karar onanırsa (ve 5 yılın altındaki cezalar gibi temyiz yolu kapalıysa) karar kesinleşir.
Temyiz Süreci (Yargıtay): 5 yılın üzerindeki hapis cezaları ve belirli suç tipleri için Yargıtay yolu açıktır. Yargıtay'ın kararı onaması (tasdik etmesi) ile birlikte hüküm kesinleşir.
Kanun Yollarına Başvurmama: Eğer sanık veya avukatı, yasal süre içinde (genellikle 7 gün) İstinaf veya Temyiz başvurusunda bulunmazsa, karar kendiliğinden kesinleşir.
Karar hukuken kesinleştiğinde, mahkeme kalemi tarafından kararın üzerine "Kesinleşme Şerhi" düşülür. Bu şerh, "Artık bu dosya yargılama aşamasından çıkmış, infaz aşamasına gelmiştir" demektir. Dosya, mahkeme kaleminden alınarak ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı İnfaz Bürosu'na gönderilir.
Önemli Not: Bu süreç, mahkemenin iş yoğunluğuna göre 1 hafta ile 1 ay arasında sürebilir. Dosya İnfaz Savcılığına girdiği andan itibaren "İnfaz Defteri"ne kaydedilir ve hükümlü için geri sayım başlar.
Dosya İnfaz Savcısının önüne geldiğinde, savcı ilk olarak cezanın türünü ve miktarını inceler. İnfaz Kanunu’nun 19. maddesi gereğince süreç iki şekilde işler: Ya davetiye (çağrı kağıdı) gönderilir ya da doğrudan yakalama emri çıkarılır.
Her cezası kesinleşen kişi için anında yakalama kararı çıkmaz. Kanun koyucu, kaçma şüphesi düşük olan ve cezası belirli bir sınırın altında kalan kişilere "Gel, cezanı çekmek için teslim ol" hakkı tanır.
Kasten İşlenen Suçlarda: 3 (üç) yıldan az hapis cezası alanlar.
Taksirle İşlenen Suçlarda: 5 (beş) yıldan az hapis cezası alanlar.
Adli Para Cezaları: Doğrudan hapis cezası olmayıp, ödenmediği takdirde hapse çevrilecek olan para cezaları için öncelikle "Ödeme Emri" gönderilir.
Bu şartları taşıyorsanız, adresinize (MERNİS adresinize) bir "Çağrı Kağıdı" tebliğ edilir.
Çağrı kağıdında özetle şu ifade yer alır: "Hakkınızdaki ... Mahkemesinin ... sayılı kararı ile verilen cezanın infazı için, bu kağıdın size tebliğinden itibaren 10 gün içinde Cumhuriyet Başsavcılığımıza başvurmanız gerekmektedir. Aksi takdirde hakkınızda yakalama emri çıkarılacaktır."
Bu 10 günlük süre çok kritiktir. Süre, postacının tebligatı size, yakınınıza veya muhtara teslim ettiği tarihte başlar.
Aşağıdaki durumlarda savcılık çağrı kağıdı göndermez, doğrudan yakalama emri düzenler:
Kasten işlenen suçlarda 3 yılın üzerinde hapis cezası alanlar.
Hakkında daha önce yakalama kararı bulunanlar veya kaçma şüphesi olanlar.
Adresi tespit edilemeyenler.
Bu noktada özellikle ağır ceza avukatı desteği alan müvekkiller, cezaları yüksek olsa bile (örneğin 5 yıl), avukatları aracılığıyla savcılıkla görüşerek "Biz kendimiz teslim olacağız" beyanında bulunabilir ve yakalama prosedürünün yarattığı travmatik (iş yerinden alınma, yol çevirmesi vb.) durumlardan kaçınabilirler.
Çağrı kağıdı geldikten sonra 10 gün içinde teslim olmak, infaz hukuku açısından hükümlüye büyük avantajlar sağlar:
Açık Cezaevine Ayrılma Hakkı: Belirli suç tipleri hariç, ceza miktarı ne olursa olsun (belirli sınırlar dahilinde) teslim olanlar, kapalı cezaevinde çok kısa bir süre kaldıktan sonra Açık Cezaevi'ne ayrılabilirler. Teslim olmayanlar ise "Firari" muamelesi görebilir ve Kapalı Cezaevinde kalma süreleri uzayabilir.
İyi Hal İndirimi: İnfaz aşamasındaki iyi hal değerlendirmelerinde, kişinin adalete yardımcı olması pozitif bir puandır.
Hazırlık Yapma İmkanı: Teslim olmadan önce işlerinizi, ailenizi ve kişisel ihtiyaçlarınızı ayarlama vaktiniz olur.
Eğer süre içinde teslim olmazsanız veya cezanız yüksekse, hakkınızda çıkarılan yakalama emri UYAP üzerinden tüm emniyet birimlerine (Polis ve Jandarma) düşer.
GBT (Genel Bilgi Toplama) kontrollerinde,
Otel kayıtlarında,
Trafik çevirmelerinde,
Havalanlarında pasaport kontrolünde, Karşınıza "Aranıyorsunuz" uyarısı çıkar. Kolluk kuvvetleri sizi gözaltına alır, en yakın adliyeye sevk eder ve oradan cezaevine gönderir. Bu süreçte yanınıza eşya alma şansınız olmayabilir.
"Kaç yıl ceza aldım, ne kadar yatarım?" sorusu, İnfaz Hukuku'nun en karmaşık alanıdır. 2026 yılı itibarıyla güncel infaz rejiminde "Yatar" hesabı suç türüne göre değişmektedir.
Cezaevine girdiğinizde savcılık tarafından hazırlanan, cezaevine giriş tarihiniz, şartlı tahliye tarihiniz (Koşullu Salıverilme) ve cezanın biteceği tarihi (Bihakkın Tahliye) gösteren belgeye Müddetname denir.
Genel kural olarak suçların infaz oranları şöyledir:
Genel Suçlar (1/2 Oranı): Kasten yaralama (basit), hırsızlık, hakaret vb. suçlarda cezanın yarısı infaz edilir.
Örnek: 4 yıl ceza alan biri, yasa gereği 2 yıl yatar. Ancak Denetimli Serbestlik (DS) süresi (genellikle 1 yıl) düşüldüğünde, kapalı/açık cezaevinde geçirilecek süre yaklaşık 1 yıldır.
İstisnai Suçlar (2/3 Oranı): Kasten öldürme, yaralama (ağırlaşmış haller), uyuşturucu ticareti, cinsel suçlar (bazı halleri).
Örnek: 9 yıl uyuşturucu ticareti cezası alan biri, cezasının 2/3'ünü (6 yıl) cezaevinde geçirir.
Terör ve Örgütlü Suçlar (3/4 Oranı): Bu suçlarda cezanın dörtte üçü infaz kurumunda geçirilir.
Eskiden "2 yılın altındaki cezaların yatarı yok, direkt denetimli serbestlik olur" algısı vardı. Ancak son yıllardaki yasal düzenlemelerle (6. Yargı Paketi ve sonrası), kamu vicdanını rahatlatmak adına kısa süreli cezalar için de "Girdi-Çıktı" işlemi yapılmaktadır. Kişi 1-3 gün dahi olsa cezaevine girer, kaydı yapılır, iyi hali gözlemlenir ve sonrasında denetimli serbestlik kuruluna sevk edilir.
Bu hesaplamalar son derece tekniktir. Hatalı bir hesaplama, kişinin fazladan hapis yatmasına neden olabilir. Bu nedenle Mersin ceza avukatı gibi uzman hukukçulardan müddetname incelemesi talep edilmelidir.
Kesinleşmiş ceza her zaman "hemen hapis" demek değildir. Kanun koyucu, insani durumları göz önüne alarak infazı erteleme imkanı sunmuştur (5275 Sayılı Kanun Madde 16 ve 17).
Hükümlü, cezaevi koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyecek derecede ağır hasta ise (örneğin ileri evre kanser, ağır organ yetmezliği), Adli Tıp Kurumu'ndan alınacak raporla infazı iyileşinceye kadar geri bırakılabilir.
Prosedür: Avukatınız savcılığa başvurur, savcılık sizi tam teşekküllü bir hastaneye sevk eder, rapor ATK'ya gider.
Kadın hükümlüler için:
Gebe olanların cezası,
Doğum yapanların cezası, doğumdan itibaren 1 yıl 6 ay (18 ay) geçinceye kadar ertelenir. Bu süre zarfında hükümlü dışarıdadır, süre dolunca teslim olması gerekir.
Kasten işlenen suçlarda 3 yıl, taksirli suçlarda 5 yıl veya daha az ceza alanlar;
Yükseköğrenimini bitirmek,
Ailesinin ticari veya tarımsal faaliyetlerini sürdürebilecek başka kimsenin olmaması,
Hastalık vb. geçerli mazeretler sunarak infazın ertelenmesini talep edebilir. Bu erteleme en fazla 1 yıl olabilir ve 6'şar aylık periyotlarla 2 kez yapılabilir. Ancak bu bir "hak" değil, savcılığın "takdir yetkisi"dir. Burada ceza avukatı tarafından yazılacak dilekçenin ikna ediciliği belirleyicidir.
Cezaevine giriş sürecinde en çok merak edilen konu hangi tip cezaevine gidileceğidir.
Yüksek güvenlikli, firara karşı engelleri olan, dışarı ile temasın kısıtlı olduğu kurumlardır. Kural olarak; ağır suçlar, terör suçları ve doğrudan yakalama ile gelenler ilk etapta kapalıya alınır.
Güvenlik önlemlerinin daha az olduğu, hükümlülerin çalışabildiği, izin hakkının bulunduğu kurumlardır.
Doğrudan Açık Cezaevine Gitme: Kasten işlenen suçlarda toplam cezası 3 yıldan az olanlar (terör ve cinsel suçlar hariç) iyi halli olmak kaydıyla doğrudan açık cezaevine ayrılabilirler.
Kapalıdan Açığa Geçiş: Kapalıda cezasının belirli bir kısmını (genellikle 1/10 veya 1/5) iyi halli geçirenler açığa ayrılabilir.
Mersin, Tarsus ve çevre bölgelerde yoğun bir adli sirkülasyon bulunmaktadır. Özellikle Tarsus Kampüs Cezaevi gibi büyük infaz kurumlarının bölgede olması, Mersin ceza avukatı ihtiyacını artırmaktadır.
Müddetname İtirazları: Savcılık kalemleri yoğunluktan dolayı süre hesaplamalarında hata yapabilir. Bir avukatın müddetnameyi inceleyip 1 günlük hatayı bile düzeltmesi, özgürlüğünüz demektir.
Cezaevi İdaresi ile İletişim: Nakil talepleri, sağlık sorunları, disiplin cezalarına itiraz gibi konularda dışarıdan profesyonel bir gözün takibi şarttır.
Denetimli Serbestlik Takibi: Süresi geldiğinde dosyanın otomatik olarak denetimli serbestliğe hazırlanması her zaman hızlı olmayabilir. Avukatınız süreci hızlandırır.
Ağır Ceza Avukatı Farkı: Ağır ceza davalarında infaz rejimleri çok daha katıdır (tekerrür, örgütlü suç vb.). Bu nüansları ancak deneyimli bir ağır ceza avukatı yönetebilir.
Aşağıda, infaz süreciyle ilgili en çok karşılaşılan 10 soru ve detaylı cevapları yer almaktadır.
Hayır. Ceza kesinleştiği ve infaz savcılığına düştüğü an, genellikle sisteme yurtdışı çıkış yasağı işlenir. Pasaport kontrolünde yakalanırsınız.
Hakkınızda henüz yakalama kararı çıkmamışsa tutuklanmazsınız. Ancak infaz savcılığına "Benim cezam kesinleşti, yatarımı hesaplayın" diye giderseniz, işlemler başlatılır ve cezanız gerektiriyorsa cezaevine girişiniz yapılır.
Cezanızın infazı için bulunduğunuz yerdeki (Mersin) Cumhuriyet Başsavcılığına başvurabilirsiniz. Mersin Savcılığı, İstanbul'daki esas savcılıktan "İnfaz Talimatı" isteyerek cezanızı Mersin veya çevresindeki (Tarsus vb.) cezaevlerinde çekmenizi sağlar. Bu işlem için Mersin ceza avukatı desteği almanız bürokrasiyi hızlandırır.
Kanun, "ticari faaliyetlerin sürdürülmesi" gibi nedenleri kabul etse de, "borç bulmak" gibi soyut gerekçeler genellikle kabul görmez. Mazeretin somut ve belgelendirilebilir olması gerekir.
Hayır. Gebelik doktor raporuyla belgelendiğinde infazınız, doğum yapıp bebek 1.5 yaşına gelene kadar ertelenir. Bu, yasanın tanıdığı kesin bir haktır.
Evet. Adli para cezaları ödenmediğinde, her 100 TL (veya güncel oran) bir gün hapis sayılacak şekilde hapse çevrilir (Tazyik hapsi değildir, doğrudan infazdır). Ancak bu hapis cezası 3 yılı geçemez.
İmza ihlali veya seminerlere katılmama gibi nedenlerle denetimli serbestliğiniz yanarsa, kalan cezanızı "Açık Cezaevi" yerine "Kapalı Cezaevi"nde çekme riskiyle karşılaşırsınız. Acilen bir ceza avukatı ile İnfaz Hakimliği'ne itiraz etmeniz gerekir.
Erkek hükümlüler için belirli hijyen kuralları olsa da, tamamen saç kazıtma zorunluluğu yoktur. Ancak sakal tıraşı gibi kurallar kurumun iç tüzüğüne göre değişebilir.
"Kocama hali" veya "Sürekli hastalık" durumunda Cumhurbaşkanı'nın anayasal af yetkisi vardır. Ayrıca Adli Tıp Kurumu raporuyla infazın hastanede veya evde (çok istisnai) devamına veya ertelenmesine karar verilebilir.
Dosyanın "Kapalı" görünmesi, yerel mahkemenin kararını verip dosyayı elinden çıkardığı anlamına gelir. Bu, beraat ettiğiniz veya cezanın bittiği anlamına gelmez. Dosya İnfaz Savcılığı'nda açık olabilir. Mutlaka UYAP Vatandaş Portal'dan detaylı kontrol etmeli veya bir avukata baktırmalısınız.
Kesinleşmiş ceza sonrası süreç, teknik detaylarla dolu ve hata kabul etmeyen bir süreçtir. "Nasıl olsa cezam geldi, yapacak bir şey yok" diyerek teslim olmak yerine; yasal haklarınızı, erteleme imkanlarını, denetimli serbestlik sürelerini ve cezaevi türlerini sorgulamak, özgürlüğünüzü sandığınızdan daha erken kazanmanızı sağlayabilir.
Özellikle Mersin ve çevresinde ikamet ediyorsanız, bölgedeki cezaevlerinin işleyişine hakim, infaz hukuku konusunda deneyimli bir Mersin ceza avukatı veya ağır ceza avukatı ile süreci yönetmek, hem psikolojik hem de hukuki açıdan en doğru adım olacaktır.
© 2025 Av. Sinan Akalın Tüm Hakları Saklıdır.
AYZ Bilgisayar ve Yazılım tarafından geliştirilmiştir.