Suça İştirak Nedir?(TCK 37-41)

Suça İştirak Nedir?(TCK 37-41)
Suça İştirak Nedir?(TCK 37-41)
İçindekiler

 

Giriş: Suça İştirak Kavramının Önemi

Ceza hukuku, bireylerin toplumsal düzeni bozan davranışlarının cezalandırılmasını konu alırken, suçun işleniş biçimleri de büyük önem taşır. Bazı suçlar tek bir kişi tarafından işlenebilirken, bazı suçlarda ise birden fazla kişi fikir ve eylem birliği içerisinde hareket eder. İşte bu noktada karşımıza çıkan kavram suça iştiraktir.

Türk Ceza Kanunu (TCK), suça iştiraki ayrıntılı şekilde düzenlemiş ve hangi durumlarda faillerin, hangi durumlarda şeriklerin sorumlu tutulacağını açıkça ortaya koymuştur. Bu düzenlemeler, hem cezanın adil şekilde verilmesi hem de suç ortaklarının rolleri arasındaki farkların gözetilmesi açısından kritik öneme sahiptir.

Özellikle son yıllarda Yargıtay kararlarında suça iştirak kavramı, birçok davada belirleyici rol oynamış; müşterek faillik, dolaylı faillik, azmettirme ve yardım etme kavramlarının sınırları yargı içtihatları ile daha da netleşmiştir.

Suça İştirak Nedir? (TCK m.37-41)

Suça iştirak, ceza hukukunda birden fazla kişinin aynı suçun işlenmesinde fikir ve eylem birliği içinde hareket etmesi anlamına gelir. Türk Ceza Kanunu (TCK) m.37-41 arasında bu konu ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.

Kanuna göre;

  • Bir suç, tek bir kişi tarafından işlenebileceği gibi, birden fazla kişi tarafından da gerçekleştirilebilir.

  • Birden fazla kişinin birlikte hareket ettiği bu durumda, faillik ve şeriklik kavramları devreye girer.

  • Suça iştirakin temel şartı, kasten işlenmiş bir fiilin varlığıdır. Taksirli suçlara iştirak mümkün değildir; herkes kendi kusuru oranında sorumlu tutulur.

Suça İştirakin Unsurları

Suça iştirakten söz edilebilmesi için şu unsurların bulunması gerekir:

  1. Bir suç işleme kararı: Failler arasında önceden ya da suç anında alınmış ortak bir karar olmalıdır.

  2. İcra hareketlerine katılma: Suça katılanların eylemleri, suçun gerçekleşmesinde etkili bir rol oynamalıdır.

  3. Fiil üzerinde ortak hakimiyet: Özellikle müşterek faillikte, suç üzerinde birlikte kontrol sağlanması gerekir.

Suça İştirakte Sorumluluk

TCK’ya göre, suça katılan herkes kendi fiili ölçüsünde sorumludur. Ancak şeriklerin sorumluluğu doğrudan değil, bağlılık kuralı gereğince dolaylıdır. Yani şerikler, failin şahsına ve işlediği fiile bağlı olarak cezalandırılır.

Örneğin:

  • Eğer failin işlediği suç ağırlaştırıcı neden içeriyorsa, bu durum şerik açısından da cezayı artırabilir.

  • Keza hafifletici nedenler de şerik için geçerli olur.

Eski ve Yeni TCK’da Suça İştirak

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 765 sayılı eski TCK’dan farklı olarak asli iştirak – fer’i iştirak ayrımını terk etmiştir. Bunun yerine daha yalın bir ayrım benimsenmiştir:

  • Faillik (TCK m.37)

  • Şeriklik (TCK m.38-39)

Bu değişiklik, uygulamada daha anlaşılır ve adil bir sistem kurulmasını hedeflemiştir.


Faillik Türleri (TCK m.37)

1. Müşterek Faillik

Müşterek faillik, birden fazla kişinin birlikte suç işleme kararı alarak suçu icra etmeleri anlamına gelir. Burada önemli olan, faillerin suç üzerinde ortak hakimiyet kurmalarıdır.

Örneğin:

  • İki kişi, hırsızlık yapmak için anlaşmışsa ve biri gözcülük yaparken diğeri eşyaları çalmışsa, her ikisi de müşterek fail olarak cezalandırılır.

  • Çünkü her iki kişinin de katkısı olmadan suç tamamlanamaz.

Müşterek faillikte aranan unsurlar:

  • Failler arasında önceden veya suç sırasında alınmış birlikte suç işleme kararı bulunmalıdır.

  • Failler, suçun işlenişi üzerinde fiili hakimiyet kurmalıdır.

Yargıtay uygulamalarında da bu husus sıkça vurgulanmaktadır. Eğer kişinin katkısı, suçun icrasında kritik bir rol oynuyorsa, bu durum yardım etme değil müşterek faillik olarak değerlendirilir.

2. Dolaylı Faillik

Dolaylı faillikte, kişi suçu doğrudan kendisi işlememekte, başkasını araç olarak kullanmaktadır.

Örneğin:

  • Çocuğunu veya cezai ehliyeti olmayan birini suç işlemeye yönlendiren kişi, dolaylı fail olarak cezalandırılır.

  • Dolaylı fail, asıl fiili gerçekleştirmese bile suç üzerinde hakimiyet kurduğu için fail gibi sorumlu tutulur.

TCK m.37/2’ye göre; kusur yeteneği olmayan kişilerin araç olarak kullanılması halinde ceza artırılır. Çünkü bu durumda suçu işleyen, başkasının zayıf konumundan yararlanarak fiili gerçekleştirmiş olur.

Şeriklik Türleri (TCK m.38-39)

Faillikten farklı olarak şeriklik, suçun icrasına doğrudan katılmayan fakat suçun işlenmesine önceden, suç anında veya sonrasında katkıda bulunan kişilerin sorumluluğunu ifade eder. Şerikler, fail gibi fiil üzerinde doğrudan hakimiyet kurmazlar; ancak fiilin işlenmesine manevi veya maddi destek sağlarlar.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, şeriklik kurumunu iki başlık altında düzenlemiştir:

  • Suça azmettirme (TCK m.38)

  • Suça yardım etme (TCK m.39)


1. Suça Azmettirme (TCK m.38)

Tanım:
Suça azmettirme, suçu işlemeye yönelik bir fikri olmayan kişinin, başkasının telkin, ikna veya teşvikiyle suç işleme kararını almasıdır.

Örneğin:

  • Hiç kimseyi öldürme niyeti olmayan bir kişiye sürekli “Seni küçük düşürdü, ondan kurtulmalısın” diyerek telkinde bulunmak ve sonunda bu kişiyi cinayet işlemeye ikna etmek.

Özellikleri:

  • Azmettiren, failde suç işleme kararını ilk kez oluşturandır.

  • Failin zaten var olan suç işleme iradesini kuvvetlendirmek, azmettirme değil, manevi yardım sayılır.

  • Azmettiren, işlenen suçun cezasıyla aynı şekilde cezalandırılır.

Nitelikli Haller:

  • Üstsoy-altsoy ilişkisi kullanılarak çocuklara azmettirme halinde ceza artırılır (TCK m.38/2).

  • Azmettirenin kim olduğunun bilinmediği hallerde, failin veya diğer suç ortaklarının ağır cezalarla karşılaşması mümkündür (TCK m.38/3).

Yargıtay Örneği:
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2012/73 sayılı kararında, azmettirme için failin suç işleme kararının doğrudan azmettirenin etkisiyle oluşması gerektiğini vurgulamıştır. Failin zaten suçu işlemeye karar vermiş olması halinde, azmettirme hükümleri değil, yardım etme hükümleri uygulanır.


2. Suça Yardım Etme (TCK m.39)

Tanım:
Suça yardım etme, failin suç işleme kararını verdikten sonra, bu kararın hayata geçirilmesine maddi veya manevi destek sağlanmasıdır.

Örneğin:

  • Failin kullanacağı silahı temin etmek,

  • Suçu işleyeceği kişiyi saklayacağına dair güvence vermek,

  • “Doğru yapıyorsun, devam et” diyerek moral vermek.

Türleri:

  • Maddi yardım: Suç araçlarının sağlanması, suça lojistik destek verilmesi, failin suç işlemeyi kolaylaştıracak imkanlarla donatılması.

  • Manevi yardım: Failin suç işleme kararını güçlendirmek, moral vermek, suçun işlenmesi yönünde cesaretlendirmek.

Yaptırımı:

  • Suça yardım edenler, fail gibi doğrudan cezalandırılmaz.

  • TCK m.39’a göre, ceza genellikle yarı oranında indirilir. Ancak bu indirimde alt sınır 8 yıl hapis cezasıdır.

  • Eğer işlenen suç müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet gerektiriyorsa, yardım edenin cezası da buna uygun şekilde 10-20 yıl aralığında belirlenir.

Yargıtay Örneği:
Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2016/1913 sayılı kararında, sanığın olay yerinde maktulü engellemesi eyleminin “yardım etme” sınırlarını aştığını, suçun işlenişine doğrudan katkı sunduğu için müşterek faillik kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir.


Suça İştirakte Şeriklerin Sorumluluğu

Şeriklerin sorumluluğu, bağlılık kuralı gereğince belirlenir. Yani şeriklerin cezai sorumluluğu, failin işlediği fiile bağlıdır. Eğer failin işlediği suç nitelikli (örneğin ağırlaştırıcı sebepler varsa) ise, şerik de bundan etkilenir.

Örneğin:

  • Fail, silahla yaralama suçunu işlerse, silah unsurunu bilen şerik de aynı ağırlaştırıcı sebepten sorumlu tutulur.

  • Ancak failde bulunan kişisel sebepler (örneğin yaş küçüklüğü, akıl hastalığı) şerikleri etkilemez.

Taksirli Suçlarda İştirak Mümkün mü?

Ceza hukukunun önemli prensiplerinden biri, taksirli suçlara iştirak edilemeyeceğidir. Çünkü iştirak, suçun işlenmesine yönelik ortak iradeyi gerektirir. Taksirli suçlarda ise failin kastı yoktur, yalnızca dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık söz konusudur.

Taksirli Suçlarda Durum

  • Kasten işlenen suçlarda iştirak mümkündür. Örneğin, birden fazla kişi hırsızlık veya dolandırıcılık suçunu birlikte planlayabilir.

  • Taksirli suçlarda iştirak mümkün değildir. Çünkü failin kastı bulunmaz, bu nedenle ortak iradeden bahsedilemez.

TCK Düzenlemesi

TCK m.40/1 açıkça belirtir:

“Taksirli suçlardan dolayı, herkes kendi kusurundan dolayı sorumlu olur.”

Yani birden fazla kişinin aynı taksirli suçun meydana gelmesinde rolü olsa dahi, her biri kendi kusur oranında cezalandırılır.

Örnek

  • Trafik kazasında iki sürücünün dikkatsizliği sonucu bir kişinin ölmesi halinde, sürücülerin her biri kendi ihmal ve kusur derecesine göre cezalandırılır.

  • Burada suça iştirak değil, bağımsız kusur sorumluluğu söz konusudur.


Özgü Suçlarda İştirak (TCK m.40/2)

Özgü suçlar, yalnızca belirli sıfatlara sahip kişiler tarafından işlenebilen suçlardır.
Örneğin:

  • Zimmet suçu, yalnızca kamu görevlisi tarafından işlenebilir.

  • Rüşvet suçu, ancak rüşvet alabilecek sıfatı taşıyan kişiler tarafından işlenebilir.

Özgü Suçlarda Fail – Şerik Ayrımı

  • Özgü suçlarda yalnızca özel sıfata sahip kişiler fail olabilir.

  • Bu suçlara katılan diğer kişiler, sıfatı taşımadıkları için fail olarak değil, azmettiren veya yardım eden sıfatıyla sorumlu tutulurlar.

Yargıtay Uygulaması

Yargıtay kararlarına göre, özgü suçlara katılan ancak sıfatı taşımayan kişiler için doğrudan faillik hükümleri uygulanmaz. Örneğin zimmet suçunda kamu görevlisi olmayan kişinin konumu, yardım eden ya da azmettiren olarak değerlendirilir.

Örnek

  • Bir kamu görevlisi zimmet suçunu işlerken yanında bulunan bir sivil kişi, paranın saklanmasına yardım ederse, bu kişi suça yardım eden olarak cezalandırılır.

  • Aynı şekilde, kamu görevlisini zimmet işlemeye teşvik eden kişi de azmettiren olarak sorumlu tutulur.

Suça İştirakte Gönüllü Vazgeçme (TCK m.41)

Ceza hukukunda gönüllü vazgeçme, failin suçun icra hareketlerine başlamasına rağmen, kendi iradesiyle bu hareketleri sona erdirmesi veya suçun gerçekleşmesini engellemesi durumudur. Bu kurum, failin pişmanlık göstermesi ve suçun işlenmesinin önüne geçmesi nedeniyle ceza hukukunda önemli bir yer tutar.

Tanım ve Hukuki Dayanak

  • TCK m.36’da genel olarak gönüllü vazgeçme düzenlenmiş,

  • TCK m.41’de ise suça iştirak halinde gönüllü vazgeçme hüküm altına alınmıştır.

Kanuna göre:

“İştirak halinde işlenen suçlarda, sadece gönüllü vazgeçen suç ortağı gönüllü vazgeçme hükümlerinden yararlanır.”

Yani, birden fazla kişi birlikte suç işlemeye kalkıştığında, yalnızca fiilden vazgeçen kişi bu hükümlerden faydalanabilir.


Şartları

  1. Kendi iradesiyle vazgeçme: Fail veya şerik, dış baskı ya da zorlamadan bağımsız olarak suçtan dönmelidir.

  2. Suçun icra hareketlerinden vazgeçme veya suçun oluşmasını engelleme: Suçun işlenmesi tamamen önlenmeli veya suçun tamamlanmasına katkı sağlanmamalıdır.

  3. Fiilin gönüllü vazgeçenin çabası dışında işlenmemesi: Eğer suç, failin vazgeçmesine rağmen başka bir nedenle yine de işlenmişse, fail gönüllü vazgeçme hükümlerinden yararlanabilir.


Örnekler

  • İki kişi hırsızlık yapmak için eve girerken, içlerinden biri “Bu iş yanlış, vazgeçelim” diyerek geri dönüyorsa ve hırsızlık gerçekleşmiyorsa, gönüllü vazgeçme hükümleri uygulanır.

  • Ancak diğer fail suçu işlemeye devam ederse, sadece vazgeçen kişi bu haktan faydalanır, diğer fail sorumluluğuna devam eder.

  • Fail, cinayet işlemeye teşebbüs etmiş ancak son anda mağduru kurtararak ölümün gerçekleşmesini engellemişse, yine gönüllü vazgeçme hükümlerinden yararlanabilir.


Suça İştirakte Gönüllü Vazgeçmenin Önemi

  • Failin pişmanlığını ve topluma kazandırılmasını hedefler.

  • Ceza hukukunun önleyici işlevi açısından önemlidir.

  • Katılımcılar arasında bireysel sorumluluk esasını pekiştirir; yani toplu suçlarda dahi birey kendi iradesiyle geri adım atabilir.