Giriş
Ceza hukukunda toplumun huzuru, genel ahlak ve kamu düzeninin korunması, bireylerin yalnızca maddi varlıklarını değil aynı zamanda manevi değerlerini de güvence altına alır. Türk Ceza Kanunu, bireyin özgürlüklerini ve haklarını korurken aynı zamanda toplumun ortak değerlerine de önem verir. Bu kapsamda düzenlenen suç tiplerinden biri **“hayasızca hareketler suçu”**dur.
TCK m. 225 hükmünde düzenlenen bu suç, özellikle aleni şekilde cinsel ilişkide bulunma ve teşhircilik yapma fiillerini cezalandırmaktadır. Kanun koyucu, özel hayata müdahale etmeyip yalnızca kamusal düzeni bozan davranışları suç haline getirmiştir.
Özel hayat alanında gerçekleşen cinsel davranışlar suç teşkil etmezken, toplumun görebileceği şekilde gerçekleştirilen fiiller “genel ahlakı ve toplumsal huzuru bozma” gerekçesiyle suç kabul edilmektedir.
Kanun Maddesi
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 225. maddesi şu şekildedir:
Madde 225- (1) Alenen cinsel ilişkide bulunan veya teşhircilik yapan kişi, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Bu düzenleme oldukça kısa olmakla birlikte uygulamada geniş tartışmalara konu olmaktadır. Özellikle hangi fiillerin “teşhircilik” sayılacağı, aleniyetin nasıl belirleneceği ve cezanın sınırları mahkemeler ve Yargıtay kararlarıyla şekillenmektedir.
Suçun Kapsamı
Hayasızca hareketler suçu, iki temel davranışı kapsamaktadır:
-
Alenen cinsel ilişki
-
Failin herhangi bir yerde, başkalarının görebileceği şekilde cinsel ilişkiye girmesi.
-
Park, sahil, otopark, araç içi gibi kamusal alanlarda sıklıkla gündeme gelir.
-
-
Teşhircilik
-
Failin vücudunun mahrem bölgelerini aleni şekilde sergilemesi.
-
Bu davranış toplumun huzurunu bozacak nitelikte olmalıdır.
-
Bazı durumlarda sosyal medya üzerinden yapılan teşhir davranışları da gündeme gelebilmektedir.
-
Suçun Unsurları
1. Maddi Unsur
-
Fiil: Aleni cinsel ilişki veya teşhircilik.
-
Aleniyet: Davranışın başkaları tarafından görülme ihtimalinin bulunması gerekir. Örneğin, bir evin balkonunda cinsel ilişkiye girmek veya halka açık bir alanda çıplak dolaşmak bu kapsamda değerlendirilir.
2. Manevi Unsur
-
Suç yalnızca kasten işlenebilir.
-
Failin bilerek ve isteyerek bu davranışları sergilemesi gerekir.
3. Hukuka Aykırılık
-
Fiilin herhangi bir hukuka uygunluk nedeni bulunmamaktadır.
-
Sanatsal faaliyet, tıbbi zorunluluk veya eğitim amacıyla yapılan bazı davranışlar suç kapsamına girmeyebilir.
Korunan Hukuki Değer
TCK 225 ile korunan değer, bireyin özel yaşamı değil, toplumun ortak ahlak anlayışıdır. Kanun koyucu bu düzenleme ile “kamusal alanın ahlaka aykırı davranışlardan korunmasını” amaçlamıştır.
Yargıtay Kararları Işığında Hayasızca Hareketler Suçu
-
Cinsel Taciz Suçu Yerine Hatalı Şekilde Hayasızca Hareketler Suçu Uygulanması – Bozma Kararı
4. Ceza Dairesi 2020/19962 E. , 2021/19957 K. 1- Cinsel amaçlı hareketlerin, doğrudan mağduru hedef alarak gerçekleştirilmesi halinde cinsel taciz suçu, mağduru hedef almadan ve alenen gerçekleştirilmesi halinde ise TCK’nın 225. maddesinde düzenlenen hayasızca hareketler suçu oluşacaktır. Somut olayda, müşteki beyanları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamıyla davaya konu eylemlerini müştekileri hedef alarak gerçekleştirdiği anlaşılan sanık hakkında TCK’nın 105/1, 105/2-e, 43/2. madde ve fıkraları uyarınca hüküm kurulması gerekirken, hatalı değerlendirmeyle hayasızca hareketler suçundan mahkumiyet kararı verilmesi,
2- Kabule göre de;
a- Temel cezanın belirlenmesi sırasında uygulama maddesi olarak TCK’nın 225/1. maddesi yerine TCK’nın 125/1. maddesi yazılması,
b- 17/10/2019 gün ve 7188 sayılı Kanun'un 24. maddesiyle değişik CMK'nın 251. maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, CMK'ya 7188 sayılı Kanunla eklenen geçici 5. maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin Anayasa Mahkemesi’nin 14/01/2021 tarihli ve 2020/81 esas, 2021/4 sayılı kararıyla "basit yargılama usulü" yönünden Anayasa'nın 38. maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve CMK'nın 251/1. maddesi kapsamına giren suçlar yönünden; Anayasa'nın 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın 7 ve 5271 sayılı CMK'nın 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu, Bozmayı gerektirdiğinden, O Yer Cumhuriyet Savcısı ve sanık ...’ın temyiz nedenleri yerinde görülmekle, tebliğnameye uygun olarak HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 17/06/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
- Sanığın Aleni Şekilde Cinsel Organını Teşhir Etmesi – Cinsel Taciz ile Hayasızca Hareketlerin Birlikte Değerlendirilmemesi Nedeniyle Bozma
18. Ceza Dairesi 2016/8933 E. , 2016/15060 K. Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Katılanın yolda yürüdüğü sırada sanığın, pantalonunun önü açık bir şekilde katılanın önüne çıkması, cinsel organını göstererek "Nasıl büyük mü, küçük mü" demesi ve katılanın korkarak olay yerinden kaçması üzerine sanığın, katılanın arkasından cinsel organını elinde tutarak koşması şeklinde gerçekleşen eyleminde, TCK'nın 105. maddesi kapsamında cinsel taciz suçunun yanı sıra, bu eylemi aleni olarak gerçekleştirmiş olması sebebiyle TCK'nın 225. maddesinde düzenlenen hayasızca harekette bulunma suçunun da subut bulduğu anlaşılmakla; tek eylemle birden fazla suçun oluşmasına sebebiyet veren sanık hakkında TCK'nın 44. maddesinde yer alan fikri ictima kuralları gereğince bu suçlara ilişkin en ağır cezayı öngören TCK'nın 105. maddesine göre cezalandırılmasına karar verilmekle birlikte, hayasızca hareketlerde bulunma suçundan açılan davaya ilişkin olarak da karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı ve katılan ... vekilinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnameye aykırı olarak HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 28/09/2016 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
- TCK 105 ve 225 Suçlarının Birlikte Subut Bulmasına Rağmen Usulüne Uygun Karar Verilmemesi – Hükmün Bozulması;
18. Ceza Dairesi 2015/43435 E. , 2017/10556 K.Katılanların yolda yürüdükleri sırada sanığın, pantalonunun önü açık bir şekilde görülmesi, sonrasında sanığın katılanların önüne tekrar çıkarak arabadan inip katılanlara karşı cinsel organını sallaması şeklinde gerçekleşen eyleminde, TCK'nın 105. maddesi kapsamında cinsel taciz suçunun yanı sıra, bu eylemi aleni olarak gerçekleştirmiş olması sebebiyle TCK'nın 225. maddesinde düzenlenen hayasızca harekette bulunma suçunun da subut bulduğu anlaşılmakla; tek eylemle birden fazla suçun oluşmasına sebebiyet veren sanık hakkında TCK'nın 44. maddesinde yer alan fikri ictima kuralları gereğince bu suçlara ilişkin en ağır cezayı öngören TCK'nın 105. maddesine göre cezalandırılmasına karar verilmekle birlikte, hayasızca hareketlerde bulunma suçundan açılan davaya ilişkin olarak da karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kabule göre de;
Sanık hakkında kurulan hükümde, TCK'nın 43/2. maddesinin uygulanması sırasında ¼ oranında artırım yapılırken cezanın “7 ay 15” gün yerine “4 ay 15” gün olarak hesaplanmak suretiyle eksik ceza tayini,
Kanuna aykırı, sanık ... ve O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnameye kısmen uygun olarak HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 09/10/2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
- Dolandırıcılık ve Hayasızca Hareketler Suçlarında Uzlaştırma Hükümleri Gözetilmediğinden Bozma – Diğer Suçlarda Onama;
15. Ceza Dairesi 2017/31097 E. , 2020/1684 K.Dolandırıcılık ve dolandırıcılığa teşebbüs suçlarından sanık ... ve suça sürüklenen çocuğun mahkumiyetlerine ilişkin hükümler, suça sürüklenen çocuk müdafii ve sanık ... tarafından; hayasızca hareketler suçundan sanıklar ... ve ...’ın mahkumiyetlerine ilişkin hükümler sanıklar ... ve ... tarafından; kamu malına zarar verme suçundan sanık ...’ın mahkmiyetine ilişkin hüküm ise sanık ... tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık ... hakkında 11/05/2012 tarihli iddianamede kamu malına zarar verme suçundan kamu davası açıldığı halde, bu suçla ilgili bir karar verilmemiş ise de, zamanaşımı süresi içinde bir karar verilmesi mümkün görülmüştür.
Suça sürüklenen çocuğun, annesi olan sanık ... ile birlikte şikayetçi ...’nin çalıştığı markete gidip, bir adet çocuk bezi almak için adı geçen şikayetçiye 200 TL verdikleri, akabinde şikayetçi tarafından para üstünün kendilerine verilmesi üzerine, para üstü olarak verilen 100 TL’nin yırtık olduğu bahanesiyle değiştirilmesini istedikleri ve vermiş oldukları 200 TL’yi şikayetçiden geri aldıkları, aceleleri olduğunu söyleyerek kafasını karıştırdıkları şikayetçiyi para üstü olarak verdiği 100 TL’yi iade ettikleri konusunda aldatıp şikayetçiye yardıma gelen diğer market görevlisi olan tanık ...’den de hileli söz ve davranışlarla 100 TL alarak haksız yarar sağladıkları, aynı gün suça sürüklenen çocuğun, sanık ... ile birlikte başka bir markete gittikleri, sanık ...’ün market girişinde beklediği, suça sürüklenen çocuğun ise marketin kasasına giderek şikayetçi ...’ten bir paket sigara isteyip karşılığında bir adet 200 TL’lik banknot vermesi üzerine, adı geçen şikayetçi tarafından kendisine içinde 100 TL’lik banknotun da bulunduğu para üstü verildiği, suça sürüklenen çocuğun 100 TL’nin yırtık olduğunu söyleyerek şikayetçiden bu defa 100 TL yerine iki adet 50 TL aldığı, akabinde sigara paketinin içinden sadece bir adet sigara almak istediğinde, şikayetçinin bunu kabul etmemesi üzerine, alışverişten vazgeçerek verdiği 200 TL’yi şikayetçiden geri aldığı, şikayetçiye ise para üstünü 100 TL eksik vererek sanık ... ile birlikte haksız yarar sağlamaya çalıştıkları, durumun şikayetçi tarafından farkedilmesi üzerine kapıda bekleyen sanık ...’ün marketin içine girip üzerinde bulunan alt kısmındaki kıyafetlerini çıkartarak markette bulunanlara cinsel organını gösterdiği, olay yerine gelen polis ekipleri tarafından sanık ... ve suça sürüklenen çocuğun karakola götürülmek üzere polis aracına bindirildikleri sırada, sanık ...’ün aracın içine tuvaletini yaptığı, sanık ...’ün akrabası olan sanık ...’in ise karakola geldiği sırada kıyafetini çıkartarak cinsel organını teşhir edip, karakolun önünde bulunan kaldırıma tuvaletini yaparak kamu malını kirlettiği, bu suretle sanık ...’ün dolandırıcılık, dolandırıcılığa teşebbüs, hayasızca hareketler ve kamu malına zarar verme suçlarını; sanık ...’in hayasızca hareketler ve kamu malına zarar verme suçlarını; suça sürüklenen çocuğun ise dolandırıcılık ve dolandırıcılığa teşebbüs suçlarını işlediklerinin iddia edildiği olayda;
1- Hayasızca hareketler ve kamu malına zarar verme suçlarından sanık ...’ın mahkumiyetine ilişkin hükümlere yönelik sanık ... tarafından yapılan temyiz isteminin incelenmesinde:
Sanığın yokluğunda verilen 07/05/2014 tarihli hükmün sanığa 05/06/2014 tarihinde tebliğ edildiği, sanığın yasal süresi geçtikten sonra yaptığı 18/06/2014 günlü temyiz inceleme başvurusunun, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2- Hayasızca hareketler suçundan sanık ...’ın mahkumiyetine ilişkin hükme yönelik sanık ... tarafından yapılan temyiz isteminin incelenmesinde:
Sanık savunmaları, katılan ve tanık beyanları, kolluk tutanakları ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın üzerine atılı suçu işlediği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanık ...’ın sübuta, eksik incelemeye, atılı suçu işlemediğine ve lehe hükümlerin uygulanmadığına ilişkin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
3- Dolandırıcılık ve dolandırıcılığa teşebbüs suçlarından sanık ... ‘ın ve suça sürüklenen çocuğun mahkumiyetlerine ilişkin hükümlere yönelik suça sürüklenen çocuk müdafii ve sanık ... tarafından yapılan temyiz istemlerinin incelenmesinde:
24/10/2019 tarih ve 30928 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesinin üçüncü fıkrasına “birlikte” ibaresinden sonra gelmek üzere “aynı mağdura karşı” ibaresi eklenmiş olup, anılan yasa maddesinde yapılan değişiklikle uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması halinde uzlaşma hükümlerinin uygulanamayacağının düzenlendiği dikkate alınarak, somut olayda sanık ...’ün üzerine atılı hayasızca hareketler suçunu kamuya karşı işlediği, dolandırıcılık ve dolandırıcılığa teşebbüs suçlarının mağdurunun ise şikayetçiler ... ve ... olduğu, bu itibarla atılı suçlar açısından mağdurların farklı olduğu anlaşılmakla, sanığa ve suça sürüklenen çocuğa yüklenen dolandırıcılık ve dolandırıcılığa teşebbüs suçları nedeniyle, hükümlerden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. ve 254. madde fıkraları gereğince uzlaştırma işlemleri için gereği yapılarak sonucuna göre sanığın ve suça sürüklenen çocuğun hukuki durumlarının takdir ve tayini zorunluluğu,
Kanuna aykırı olup, suça sürüklenen çocuk müdafiinin ve sanık ...’ın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca sair hususlar incelenmeksizin BOZULMASINA, 06/02/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.,
-
Hayasızca Hareketler Suçunda Eksik İnceleme ve Usuli Hatalar Nedeniyle Hükmün Bozulması
18. Ceza Dairesi 2018/1785 E. , 2019/5674 K. 1) TCK’nın 225. maddesinde düzenlenen “Hayasızca Hareketler” suçunda; “alenen cinsel ilişkide bulunmak” veya “teşhircilik” suçun unsurları olarak tanımlanmaktadır. Toplum kültürünün önemli bir kısmını oluşturan edep, iffet, ar ve haya duyguları ile edep törelerini korumayı amaçlayan ve bu değerlere saldırı niteliği taşıyan hareketleri yasaklayan söz konusu Kanun maddesindeki teşhircilik; kişinin cinsel tatmine ulaşabilmek için cinsel organı veya madde metniyle korunması hedeflenen değerleri incitecek şekilde vücut bölgelerini alenen göstermesidir.
Somut olayda; hükme esas alınan 08/05/2006 tarihli olay tutanağında “sanığın trafiği tehlikeye düşürerek ve vücudunu teşhir ederek yürüdüğü, gelip giden araç sürücüleri ile konuştuğunun görüldüğü” biçiminde soyut ve genel ifadeler kullanılmış olması, tutanak tanığı Mahmut Çalışır’ın duruşmada “sanığın vücudunu teşhir ederek yürüdüğü” şeklindeki beyanı ve tutanak tanığı ...’in de yöntemince çağrılıp beyanının alınmaması karşısında; mahkemece sanığın vücudunun hangi bölgelerini ne şekilde teşhir ettiği, suç teşkil eden eylemlerinin nelerden ibaret olduğu tutanak tanıklarına açıklattırılıp denetime olanak verecek şekilde tartışılmadan, eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi,
2) TCK'nın 53/1-b maddesinde yer alan hak yoksunluğunun uygulanmasına ilişkin hükmün, Anayasa Mahkemesi'nin, 08/10/2015 tarih ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararıyla, iptal edilmiş olması nedeniyle, uygulanma olanağının ortadan kalkmış olması,
3) 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 106. maddesindeki terkin edilmesi gereken tutardan az olan yargılama giderinin, CMK'nın 324/4. maddesi uyarınca, Devlet Hazinesi'ne yüklenmesine karar verilmesi gerekirken, sanıktan tahsiline karar verilmesi,
Kanuna aykırı ve sanık ... müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki isteme aykırı olarak HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 21/03/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Cezası ve Yaptırımlar
1. Temel Cezai Yaptırım
TCK 225’te öngörülen yaptırım **“altı aydan bir yıla kadar hapis cezası”**dır.
-
Bu ceza seçenek yaptırımlara çevrilebilir.
-
Hakim, somut olayın özelliklerine göre alt veya üst sınıra yakın bir ceza verebilir.
-
Failin daha önce sabıkasının bulunup bulunmaması, olayın işleniş biçimi ve toplum üzerindeki etkisi dikkate alınır.
2. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB)
-
Suçun üst sınırı 1 yıl olduğundan, HAGB uygulanabilir.
-
Özellikle sabıka kaydı olmayan kişiler için mahkemeler çoğunlukla HAGB kararı verir.
-
Bu durumda sanık 5 yıl boyunca denetim süresine tabi tutulur, bu süre içinde kasıtlı suç işlemezse dava düşer ve sabıka kaydına işlenmez.
3. Cezanın Ertelenmesi
-
Hapis cezası ertelenebilir, çünkü üst sınır 2 yılın altındadır.
-
Failin geçmiş yaşamı, pişmanlığı