Yayınlanma Tarihi:
Yurt dışında yaşayan milyonlarca Türk vatandaşı, farklı nedenlerle Türkiye’deki hukuki süreçlerle karşı karşıya kalabiliyor. Bu durumlar arasında en dikkat çekenlerden biri, haklarında yakalama kararı bulunan kişilerin yurtdışında bir Türk Konsolosluğuna başvurmaları.
Bu kişiler genellikle pasaport yenileme, nüfus işlemleri, askerlik tecili veya belge tasdiki gibi rutin işlemler için konsolosluklara gider. Ancak akıllarındaki büyük soru hep aynıdır:
“Türkiye’de hakkımda yakalama kararı var. Konsolosluğa gidersem tutuklanır mıyım?”
Bu soru, hem ceza hukuku hem de uluslararası hukuk açısından oldukça önemli bir konudur.
Birçok kişi “konsolosluk Türkiye toprağıdır” diyerek yanlış bir inanışa sahiptir.
Oysa gerçek, uluslararası hukuk açısından çok daha karmaşıktır.
Bu konuda Türkiye’de ceza avukatı uzmanlarının, özellikle de Mersin ceza avukatı ve ağır ceza avukatı tecrübesine sahip hukukçuların görüşleri büyük önem taşır. Çünkü konu, yalnızca iç hukuk değil, aynı zamanda Viyana Konsolosluk İlişkileri Sözleşmesi (1963) kapsamındaki diplomatik sınırlarla ilgilidir.
Türk Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 90. ve devamı maddelerine göre, yakalama kararı, bir kişinin suç işlediğine dair makul şüphe varsa ve kaçma veya delilleri karartma riski bulunuyorsa uygulanır. Yakalama kararı, geçici bir koruma tedbiridir; kişinin ifadesinin alınabilmesi veya mahkeme önüne çıkarılabilmesi amacıyla verilir.
Yakalama kararı şu yollarla çıkarılabilir:
Savcılık kararıyla doğrudan yakalama (acil durumlarda)
Mahkeme kararıyla yakalama (duruşmaya gelmeyen sanık için)
Hakim kararıyla tutuklamaya sevk (ifade sonrası değerlendirme)
Bu süreçte ceza avukatı desteği son derece önemlidir. Çünkü avukat, hem yakalamanın hukuka uygun olup olmadığını denetler, hem de kişinin haklarını korur.
Birçok kişi bu iki kavramı karıştırır, fakat hukuki anlamda aralarında ciddi farklar vardır:
| Kavram | Tanım | Yetkili Makam | Süre |
|---|---|---|---|
| Yakalama | Şüphelinin geçici olarak özgürlüğünden yoksun bırakılması | Kolluk veya savcı | 24 saat (uzatılabilir) |
| Tutuklama | Hakim kararıyla verilen özgürlük kısıtlaması | Sulh Ceza Hakimi |
Belirsiz (yargılama süresince) |
Bu farkı doğru anlamak, “konsoloslukta tutuklanma” iddialarını değerlendirirken kilit rol oynar. Zira tutuklama ancak Türkiye sınırları içinde ve mahkeme kararıyla mümkündür.
Konsolosluklar, Türkiye Cumhuriyeti’nin yurtdışındaki resmi temsilcilikleridir. Ancak elçiliklerden farklı olarak diplomatik değil, idari ve vatandaşlık hizmetleri ağırlıklıdır.
Bu sözleşme, konsoloslukların görev, yetki ve dokunulmazlıklarını belirleyen temel uluslararası anlaşmadır.
Sözleşmenin 5. maddesine göre konsoloslukların temel görevleri şunlardır:
Vatandaşlara hukuki ve idari yardım sağlamak,
Pasaport ve kimlik işlemlerini yürütmek,
Noterlik ve evrak tasdiki yapmak,
Vatandaşların menfaatlerini korumak,
Gerekirse adli süreçler hakkında bilgilendirme yapmak.
Ancak burada çok önemli bir sınır vardır:
Konsoloslukların adli veya kolluk yetkisi yoktur.
“Konsolosluk binasında Türk polisi görev yapmaz. Konsoloslar kişiyi yakalama veya tutuklama yetkisine sahip değildir.”
Bu konu halk arasında çok yanlış bilinir.
Sıkça duyulan söz şudur: “Konsolosluk Türkiye toprağıdır.”
Ancak bu ifade hukuken doğru değildir.
Gerçekte, konsolosluk binası bulunduğu ülkenin toprakları içindedir. Ancak dokunulmazlık (inviolability) statüsüne sahiptir.
Bu şu anlama gelir:
Ev sahibi ülkenin polisi konsolosluğa izinsiz giremez.
Ancak bina Türkiye’nin egemenliği altındaki bir toprak parçası değildir.
Dolayısıyla orada Türk yasaları doğrudan uygulanmaz.
Yani bir kişi konsolosluk binasına girdiğinde aslında Türkiye’ye girmiş olmaz.
Eğer Türkiye’de bir kişi hakkında yakalama kararı varsa ve bu kişi yurtdışındaki bir Türk Konsolosluğu’na giderse, genellikle şu süreç yaşanır:
Konsolosluk görevlileri kişinin kimlik bilgilerini sistemde kontrol eder.
Eğer kişi hakkında bir yakalama kararı varsa, bu durum Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla Adalet Bakanlığı’na bildirilir.
Konsolosluk, kişiyi tutuklamaz, sadece bilgi aktarımı yapar.
Kişi eğer pasaport veya resmi belge almak isterse, bu talep reddedilebilir.
Ancak hiçbir durumda konsolosluk binasında fiilen tutuklama işlemi yapılmaz.
“Konsoloslukta yakalama veya tutuklama yapılamaz. Ancak kişi, bulunduğu ülkenin polisi tarafından dışarıda yakalanabilir.”
Birçok kişi hakkında yakalama kararı olduğunda “Konsolosluğa sığınayım, beni orada korurlar.” düşüncesine kapılır.
Ancak bu durum uluslararası hukuk açısından geçerli bir çözüm değildir.
Cevap: Hayır.
Sığınma hakkı (asylum right), yalnızca elçilik (embassy) düzeyindeki diplomatik temsilciliklerde belirli koşullarda mümkündür.
Konsolosluklar, sadece idari görevler yürütürler.
Yani konsolosluk binasında kalmak, kişiyi hukuken koruma altına almaz.
Örneğin; Fransa’daki bir Türk Konsolosluğu’na sığınan kişi, orada kalmaya devam ederse ev sahibi ülkenin polisi bina dışında bekleyebilir ama içeriye izinsiz giremez.
Ancak Türkiye Cumhuriyeti, o kişiyi orada resmen himaye edemez.
Viyana Konsolosluk İlişkileri Sözleşmesi’nin 55. maddesi çok nettir:
Konsolosluk görevlileri, ev sahibi devletin içişlerine karışamaz.
Bu maddeye göre, konsolosluk personeli sığınma talebiyle gelen bir kişiyi barındırmakla yükümlü değildir ve bu konuda yetkisi yoktur.
Aksine, konsolosluk yetkilisi bu durumu Türkiye’deki adli mercilere bildirmekle yükümlüdür.
“Konsolosluk, yurt dışında yaşayan vatandaşın hukuki işlerini kolaylaştırır ama adli bir merci değildir. Tutuklama da sığınma da orada mümkün değildir.”
Yakalama kararı Türkiye içinde geçerli olduğu gibi, bazı durumlarda uluslararası düzeyde de uygulanabilir. Bu durumda Interpol bildirimi devreye girer.
Interpol (International Criminal Police Organization), ülkeler arası suçluların tespiti ve iadesi amacıyla bilgi paylaşımı yapan uluslararası bir kurumdur. Eğer bir kişi hakkında “kırmızı bülten” çıkarılmışsa, bu bilgi hem ev sahibi ülkeye hem de Türkiye’ye iletilir.
Konsolosluklar Interpol’ün parçası değildir, ancak bilgilendirme rolü vardır. Örneğin, Almanya’daki Türk Konsolosluğu bir vatandaşın kırmızı bültenle arandığını öğrendiğinde, bu bilgiyi Ankara’daki Dışişleri Bakanlığı’na iletir. Dışişleri Bakanlığı ise konuyu Adalet Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü Interpol Dairesi’ne bildirir.
Ancak konsolosluğun kendi başına yakalama veya tutuklama işlemi yapma yetkisi yine yoktur.
“Interpol bildirimi olsa bile, konsolosluk binasında hiçbir kişi fiilen yakalanamaz. Çünkü orası adli bir birim değil, diplomatik bir temsil noktasıdır.”
Bir kişi hakkında Türkiye’de yakalama kararı varsa ve bu kişi başka bir ülkede yaşıyorsa, Türk adli makamları o kişinin iadesini talep edebilir. Bu süreç, uluslararası iade (extradition) prosedürleri kapsamında yürütülür.
Adalet Bakanlığı, hakkında yakalama kararı bulunan kişinin bilgilerini toplar.
Dosya, Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla kişinin bulunduğu ülkeye gönderilir.
Ev sahibi ülkenin mahkemesi, kişinin iadesine dair kararı verir.
İade kararı verilirse, kişi o ülkenin polisi tarafından yakalanır ve Türkiye’ye teslim edilir.
Bu süreçte ceza avukatı ve özellikle ağır ceza avukatı desteği büyük önem taşır. Çünkü avukat, iade talebinin uluslararası hukuk ilkelerine uygun olup olmadığını denetler.
Türkiye’de görev yapan pek çok ceza avukatı, yurtdışında yakalama kararı bulunan kişilerin benzer sorularla kendilerine geldiğini belirtmektedir. Genellikle şu tür olaylar yaşanır:
Kişi Türkiye’deki davasına katılmadığı için hakkında yakalama kararı çıkarılmıştır.
Bu kişi yurt dışındaki Türk Konsolosluğuna pasaport yenilemeye gider.
Konsolosluk sistemdeki uyarıyı görür ve ilgili bakanlıklara bildirir.
Ancak konsolosluk hiçbir fiili işlem yapmaz, sadece kayıt güncellemesi yapar.
“Konsolosluk, Türk vatandaşının aleyhine işlem yapmaz. Sadece resmi kanallardan bilgi iletir. Yakalama işlemi, yalnızca Türk mahkemesi kararıyla ve ev sahibi ülkenin güvenlik birimleri aracılığıyla yapılabilir.”
Mersin, Türkiye’nin en aktif liman şehirlerinden biridir ve birçok kişi uluslararası dolaşıma açıktır. Bu nedenle Mersin ceza avukatı ve ağır ceza avukatı deneyimi, özellikle yurtdışı bağlantılı davalarda belirleyicidir.
“Bir kişi hakkında yakalama kararı varsa, o kişinin Türkiye’ye girişi halinde tutuklanması mümkündür. Ancak konsoloslukta bu uygulanmaz. Konsolosluk sadece vatandaşlık hizmeti verir. Türkiye toprağı değildir ama Türkiye’nin temsilcisidir.”
Bu görüş, tüm hukuk otoriteleriyle paraleldir. Yani konsolosluk, tutuklama veya yakalama için yetkisizdir.
Konsoloslukta hiçbir Türk kolluk gücü (polis, jandarma, bekçi vb.) görev yapmaz. Güvenlik, ev sahibi ülke tarafından sağlanır. Konsolosluk binalarında sadece yerel güvenlik personeli veya özel güvenlik görevlileri bulunur.
Bu nedenle:
Konsoloslukta yakalama emrini uygulayacak merci yoktur.
Konsolos, sadece bilgi alma ve bildirim görevini yürütür.
“Konsoloslukta yakalama yapılmaz; tutuklama da olmaz. Ancak kişi, konsolosluktan çıktığında yerel polis tarafından alınabilir.”
Bir vatandaş hakkında yakalama kararı varsa ve bu kişi konsolosluğa gitmek istiyorsa, öncelikle şu haklara sahiptir:
Konsolosluktan hukuki danışmanlık talep etme hakkı,
Bir ceza avukatıyla iletişime geçme hakkı,
Tutuklanma riski konusunda bilgilendirilme hakkı,
Kendisine yapılacak işlemler hakkında yazılı bilgi talep etme hakkı.
Konsolosluk, bu hakların kullanılmasını kolaylaştırır ancak mahkeme veya savcılık gibi işlem yapmaz.
Konsolosluk doğrudan avukat atayamaz, ancak vatandaşın talebi üzerine bulunduğu ülkedeki yerel Türk avukatlarla iletişim kurabilir. Bazı durumlarda, Türkiye’deki baro aracılığıyla bağlantı sağlanabilir. Bu durumda bir Mersin ceza avukatı ya da ağır ceza avukatı, dosyanın Türkiye boyutuyla ilgilenebilir.
Kamuoyunda en çok tartışılan konulardan biri, “Konsolosluk Türkiye toprağıdır, orada yakalama yapılabilir.” inancıdır. Bu bilgi tamamen yanlıştır.
Konsolosluklar, bulundukları ülkenin sınırları içinde, ancak diplomatik dokunulmazlık statüsüne sahip alanlardır.
Yani:
Konsolosluk binasına ev sahibi ülkenin polisi izinsiz giremez.
Ancak bina Türkiye’nin egemen toprağı değildir.
Bu nedenle Türk yasaları orada fiilen uygulanmaz.
“Konsoloslukta pasaport alabilirsiniz, noter işlemi yapabilirsiniz ama hiçbir zaman tutuklanmazsınız. Çünkü orada sizi tutuklayacak Türk polisi bulunmaz.”
Tutuklama işlemi yalnızca:
Sulh Ceza Hakimi kararıyla,
Türk kolluk kuvvetleri tarafından,
Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yapılabilir.
Bu üç şarttan biri eksikse, yapılan işlem hukuka aykırıdır. Bu nedenle konsoloslukta tutuklama yapılamaz; ancak Türkiye’ye dönüşte sınırda yakalama kararı infaz edilir.
Almanya’da yaşayan bir Türk vatandaşı, hakkında “nafaka yükümlülüğünü ihlal” suçundan yakalama kararı olduğu halde Berlin Türk Konsolosluğu’na pasaport yenilemeye gitti. Konsolosluk görevlileri sistemde uyarı görünce, kişiyi tutuklamadı ancak Dışişleri Bakanlığı’na bilgi verdi. Daha sonra Türkiye’ye giriş yaptığında sınır kapısında polis tarafından yakalandı.
Sonuç: Konsoloslukta tutuklama yok, ancak Türkiye’ye dönünce yakalama uygulanıyor.
Fransa’da yaşayan bir kişi, hakkında dolandırıcılık suçundan yakalama kararı olduğu halde askerlik tecili için konsolosluğa gitti. Konsolosluk işlemini durdurdu ve vatandaşı uyararak, “Hakkınızda yakalama kararı var. Türkiye’ye dönüşte işlem yapılabilir.” dedi. Kişi bunu dikkate almadı, Türkiye’ye döndüğünde havalimanında gözaltına alındı.
Sonuç: Konsolosluk yalnızca bilgilendirir, yakalama işlemi Türkiye’de yapılır.
Kanada’da yaşayan bir Türk vatandaşı, konsoloslukta belge tasdiki sırasında “kırmızı bülten” ile arandığını öğrendi. Konsolosluk olayı Interpol Dairesi’ne bildirdi, ancak kişi binadan serbestçe çıktı. Bir hafta sonra Kanada Polisi, Türkiye’nin iade talebini aldı ve kişiyi yerel yasalar çerçevesinde gözaltına aldı.
Sonuç: Konsolosluk değil, ev sahibi ülke polisi yakalama işlemini yapar.
“Konsolosluk bir mahkeme veya emniyet birimi değildir; orada tutuklama olmaz, yalnızca bilgi paylaşımı yapılır.”
Hem Türkiye’deki ceza avukatları hem de Mersin ağır ceza avukatları, konsoloslukta tutuklama konusundaki hukuki sınırları net şekilde ortaya koyar.
Her ceza avukatı bu konuda hemfikirdir: Konsolosluk yalnızca idari işlemler yapar, adli işlem yapamaz.
Bir vatandaş konsolosluğa gittiğinde, avukat isteme veya bilgi alma hakkına sahiptir. Konsolosluk doğrudan savunma yapmaz ama iletişimi kolaylaştırır.
Hakkında yakalama kararı bulunan kişi, Türkiye sınırına girdiği anda polis kontrolü ile yakalanır.
Sadece kırmızı bülten varsa, bulunduğu ülke polisi işlem yapar.
“Konsolosluğa gitmek tutuklanmak anlamına gelmez. Ancak Türkiye’ye dönüş planlanıyorsa mutlaka bir ceza avukatıyla önceden iletişime geçilmelidir.”
Eğer bir kişi hakkında yakalama kararı varsa, hem yurt dışında hem Türkiye’de dikkat etmesi gereken adımlar vardır:
Bir ceza avukatıyla derhal iletişime geçilmelidir.
Özellikle Türkiye’deki dosya için bir Mersin ceza avukatı veya ağır ceza avukatı süreci yürütebilir.
Hayır. Konsoloslukta tutuklama yapılamaz. Konsolosluk yalnızca bilgi aktarır, yakalama işlemi Türkiye’de veya ev sahibi ülkenin polisi tarafından yapılabilir.
Hayır. Konsolosluk Türkiye toprağı değildir, ancak dokunulmazlık statüsündedir. Bu nedenle Türkiye’nin egemenlik alanı sayılmaz.
Hayır. Konsolosluklar sığınma hakkı vermez. Bu hak sadece bazı elçiliklerde (embassy) ve belirli siyasi durumlarda geçerlidir.
Konsolosluk sisteminde uyarı varsa işlem genellikle durdurulur veya Adalet Bakanlığı’na bilgi verilir. Ancak kişi tutuklanmaz.
Mersin ceza avukatları genellikle kişilere konsolosluğa gitmeden önce avukatla görüşmelerini, yakalama kararının kaldırılması için başvuru yapılmasını önerir.
Konsoloslukta yakalanmak zaten mümkün değildir, fakat Türkiye’ye dönüşte sorun yaşamamak için bir ağır ceza avukatı aracılığıyla yargılama süreci takip edilmelidir.
Sonuç olarak, “Türkiye’de hakkında yakalama kararı bulunan kişi Türk Konsolosluğunda tutuklanabilir mi” sorusunun cevabı nettir:
Hayır, tutuklanamaz.
Konsolosluklar, Türkiye Cumhuriyeti’nin yurtdışındaki idari temsilcilikleridir. Adli merciler değildir.
Orada yakalama, tutuklama veya gözaltı gibi uygulamalar yapılamaz.
Ancak konsolosluk, kişinin durumunu Türkiye’ye bildirir.
Bu bildirim, Dışişleri Bakanlığı – Adalet Bakanlığı hattında yürütülür.
Kişi Türkiye’ye döndüğünde veya sınırda kontrol edildiğinde yakalama kararı infaz edilir.
“Konsolosluğa gitmeden önce hukuki durumunuzu öğrenin. Avukatınızla süreci yürütün. Böylece yakalama kararının kaldırılması veya ifadenin uzaktan alınması mümkündür.”
Yurt dışındaki Türk vatandaşlarının karşılaştığı adli ve idari durumlar yalnızca Türk hukukuna değil, aynı zamanda uluslararası kamu hukukuna da tabidir.
Bu noktada en belirleyici metin, Viyana Konsolosluk İlişkileri Sözleşmesi (1963)’tür.
Madde 5: Konsoloslukların temel görevleri – pasaport işlemleri, noterlik hizmetleri, vatandaş yardımı.
Madde 36: Vatandaşların tutuklanması veya gözaltına alınması durumunda konsoloslukla iletişim hakkı.
Madde 55: Konsolosluk görevlilerinin ev sahibi ülkenin içişlerine karışmama yükümlülüğü.
Bu maddelerden çıkarılan hukuki sonuç çok nettir:
Konsolosluk, vatandaşına yardım eder, ancak ceza infazı veya tutuklama yetkisine sahip değildir.
Konsoloslukların “dokunulmaz” olarak kabul edilmesi, orada yasa dışı işlemlerin yapılabileceği anlamına gelmez.
Dokunulmazlık, sadece ev sahibi ülkenin polisinin binaya izinsiz giremeyeceğini ifade eder.
Yani:
Konsolosluk Türkiye toprağı değildir.
Konsolosluk, Türkiye’nin egemenlik alanı gibi işlem yapamaz.
Konsoloslukta yakalama kararı infaz edilemez.
Bu kural yalnızca Türkiye’ye değil, tüm dünyadaki diplomatik temsilciliklere uygulanır.
Bu iki kurum çoğu zaman karıştırılır, ancak aralarında çok önemli farklar vardır:
| Özellik | Elçilik (Embassy) | Konsolosluk (Consulate) |
|---|---|---|
| Temel Görev | Diplomatik temsil | Vatandaşlık ve idari işlemler |
| Yetki Alanı | Devletler arası ilişkiler | Vatandaş hizmetleri |
| Sığınma Hakkı | Bazı ülkelerde mümkündür | Asla mümkün değildir |
| Adli Yetki | Yok | Yok |
| Yöneticisi | Büyükelçi | Başkonsolos / Konsolos |
Bir Mersin ceza avukatı bu farkı şöyle açıklar:
“Elçilik bir ülkenin siyasi temsilidir; konsolosluk ise idari birimdir. Bu nedenle konsoloslukta tutuklama ya da sığınma olmaz.”
Bazı vatandaşlar, haklarında yakalama kararı olmasına rağmen konsoloslukta işlem yaparken yanlış beyanlarda bulunabiliyor.
Bu tür durumların hukuki sonuçları ciddi olabilir.
Pasaport veya kimlik yenilerken farklı isim kullanmak,
Yakalama kararını gizlemek amacıyla sahte belge ibraz etmek,
Adres veya kimlik bilgisini bilerek yanlış bildirmek,
bu fiiller resmî belgede sahtecilik (TCK m. 204) veya yalan beyan (TCK m. 206) kapsamına girebilir.
Bu durumda, kişi hakkında yeni bir ceza soruşturması açılabilir.
Konsolosluk memurları, devlet görevlisidir. Onlara yanlış bilgi vermek, “kamu görevlisine yalan beyanda bulunma” olarak değerlendirilebilir.
Bir ağır ceza avukatı, bu tür durumların ileride “adaleti engelleme” suçuna kadar uzanabileceğini belirtir.
“Konsoloslukta yapılan her beyan resmi kayda geçer. Bu nedenle yanlış beyanda bulunmak, hem Türkiye’de hem uluslararası düzeyde sonuç doğurur.”
Birçok ceza avukatı, yurt dışında yaşayan vatandaşların konsoloslukla ilgili yanlış inanışlardan dolayı mağduriyet yaşadığını belirtmektedir.
Özellikle Mersin ceza avukatı ve ağır ceza avukatı dosyalarında, aşağıdaki tipik olaylar sıkça görülür:
Kişi konsolosluğa gidiyor, ancak pasaport talebi reddediliyor.
Nedeni: Sistem yakalama kararını gösteriyor.
Konsolosluk yalnızca bilgi veriyor, tutuklama yapmıyor.
Kişi konsolosluğa sığınıyor, binayı terk etmiyor.
Ev sahibi ülke polisi içeri giremiyor ama konsolosluk da kişiyi orada tutamaz.
Genelde diplomatik yoldan kişinin bina dışına çıkması sağlanır.
Kişi konsoloslukta yalan beyan veriyor.
Daha sonra Türkiye’ye dönünce dosyada yeni bir suç ekleniyor: “Resmî belgeye sahtecilik.”
“Konsoloslukta hiçbir şey gizli kalmaz. Yapılan her işlem Türkiye’deki sistemlere bildirilir. Bu yüzden avukat danışmanlığı olmadan adım atmak çok risklidir.”
Ağır ceza davalarında, özellikle örgütlü suçlar, dolandırıcılık, rüşvet, vergi kaçakçılığı gibi dosyalarda yurt dışında yaşayan sanıklar için süreç daha karmaşık hale gelir.
Bir ağır ceza avukatı bu durumda şu adımların izlenmesini önerir:
UYAP veya mahkeme aracılığıyla dosyanın aktif olup olmadığı kontrol edilir.
Avukat, müvekkili adına mahkemeye dilekçe sunarak “yakalamanın kaldırılmasını” isteyebilir.
Bu dilekçede genellikle “ifade vermeye hazır olduğu” vurgulanır.
Bazı mahkemeler, sanığın yurtdışında olması halinde SEGBİS (Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi) üzerinden ifade alınmasına izin verir.
Bu yöntemle kişi Türkiye’ye gelmeden ifade verebilir.
Avukat, konsolosluk aracılığıyla Türkiye’ye hukuki bilgi gönderebilir.
Bu, sürecin resmiyet kazanmasını sağlar.
Eğer kırmızı bülten varsa, bulunduğu ülke yasalarına göre iade riski değerlendirilmelidir.
Bu noktada hem Türkiye’de hem bulunduğu ülkede ceza avukatı tutulması önerilir.
Bazı hukuk fakülteleri öğretim üyeleri, bu konuyu uluslararası hukuk derslerinde tartışma konusu olarak ele alır.
Örneğin Prof. Dr. M. Çelik (Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi) şu görüşü paylaşır:
“Konsolosluk binaları, devletin uzantısı değildir. Egemenlik devredilmez, sadece temsil edilir. Bu nedenle hiçbir devlet, kendi konsolosluğunda adli işlem yapamaz.”
Bu akademik bakış, ağır ceza avukatlarının pratik deneyimleriyle tamamen paraleldir.
Bir kişi hakkında yakalama kararı varsa ve yurt dışında bulunuyorsa, doğru avukat seçimi hayati önem taşır.
İşte uzmanların önerdiği temel kriterler:
Uluslararası tecrübeye sahip olmalı.
Çünkü dosya yalnızca Türk hukukunu değil, ev sahibi ülkenin hukukunu da ilgilendirir.
Ağır ceza davalarında deneyimli olmalı.
Yakalama kararları genellikle ağır suçlarla ilgilidir.
Konsolosluk işlemleri konusunda bilgi sahibi olmalı.
Bir Mersin ceza avukatı, genellikle hem yerel hem uluslararası prosedürleri iyi bilir.
Hızlı iletişim ve UYAP erişimi sağlamalı.
Dosyanın güncel durumu anlık olarak takip edilmelidir.
Birçok vatandaş, konsoloslukta tutuklama korkusuyla işlemlerini yıllarca ertelemektedir.
Bu korku, tamamen bilgi eksikliğinden kaynaklanır.
Aşağıdaki kısa rehber, yurtdışında yaşayan herkesin bilmesi gereken temel noktaları özetler:
| Durum | Ne Olur? | Ne Yapılmalı? |
|---|---|---|
| Konsolosluğa giderseniz | Tutuklanmazsınız | Avukatla iletişim kurun |
| Yakalama kararı varsa | Türkiye’de infaz edilir | Mahkemeye başvuru yapılır |
| Kırmızı bülten varsa | Bulunduğunuz ülke polisi işlem yapabilir | İade avukatıyla görüşün |
| Pasaport yenilemek isterseniz | Konsolosluk reddedebilir | Gerekçeyi öğrenin, itiraz edin |
| Avukat tutmak isterseniz | Konsolosluk iletişim sağlar | Türkiye’de vekalet verin |
Bu konunun özünde, hukuk ve diplomasi arasındaki hassas denge vardır.
Türk Konsoloslukları, yurt dışındaki vatandaşlarına yardım eder; ancak onları yargılayamaz, tutuklayamaz, cezalandıramaz.
Yakalama kararı, bir ülkenin kendi yargı mekanizması içinde uygulanır.
Konsolosluklar ise sadece bu mekanizmanın bilgi akışını sağlar.
Dolayısıyla:
Konsoloslukta tutuklama hukuken imkânsızdır.
Tutuklama ancak Türkiye Cumhuriyeti topraklarında, mahkeme kararıyla yapılabilir.
Yurt dışındaki kişiler için Interpol ve iade süreçleri devreye girer.
“Türkiye’de hakkında yakalama kararı bulunan kişi Türk Konsolosluğunda tutuklanabilir mi?”
sorusunun cevabı:
Hayır, tutuklanamaz.
Ancak:
Konsolosluk durumu Türkiye’ye bildirir,
Yakalama kararı Türkiye’de infaz edilir,
Kişi Türkiye’ye döndüğünde tutuklama uygulanabilir.
Bir Mersin ceza avukatı ya da ağır ceza avukatı ile çalışmak, bu süreci güvenle yönetmenin en doğru yoludur.
🌐 Web sitemizi ziyaret edin: sinanakalin.av.tr
📩 E-posta: info@sinanakalin.av.tr
📱 Telefon: +90 (507) 895 2874
📍 Adres: Mahmudiye Mah. Kuvayi Milliye Cad. Gökdelen İş Merkezi Kat: 11 Daire: 240-241 Akdeniz / Mersin
© 2025 Av. Sinan Akalın Tüm Hakları Saklıdır.
AYZ Bilgisayar ve Yazılım tarafından geliştirilmiştir.