Yayınlanma Tarihi:
Türk Ceza Kanunu’nun en ağır yaptırımlara bağladığı suçlardan biri olan Çocukların Cinsel İstismarı, 5237 sayılı TCK’nın 103. maddesinde düzenlenmiştir. Kanun koyucu, çocukların cinsel dokunulmazlığını mutlak bir şekilde korumayı amaçlamış; erişkinlere yönelik fiilleri "cinsel saldırı" olarak adlandırırken, çocuklar söz konusu olduğunda uluslararası terminolojiye uygun olarak "cinsel istismar" kavramını tercih etmiştir.
Bu makalede; cinsel istismar suçunun yasal tanımı, mağdurun yaşına göre değişen ceza sorumluluğu, cezayı artıran nitelikli haller ve yargılama sürecindeki delil değerlendirmeleri, Yargıtay uygulamaları ve doktrin görüşleri ışığında detaylıca incelenmiştir.
MADDE 103 – (1) Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Cinsel istismar deyiminden;
a) On beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış,
b) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar,
anlaşılır.
(2) Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on sekiz yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur.
(3) (Değişik: 29.6.2005-5377/12 md.) Cinsel istismarın;
a) Birden fazla kişi tarafından birlikte,
b) İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,
c) Üvey baba, üvey anne, öz baba, öz anne, kardeş, evlat edinen, vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, sağlık hizmeti veren veya koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunan diğer kişiler tarafından,
d) Hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
e) Silahla veya birden fazla kişi tarafından birlikte,
gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(4) Cinsel istismarın, birinci fıkranın (a) bendindeki çocuklara karşı cebir veya tehdit kullanılmak suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(5) Cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.
(6) Cinsel istismar sonucu mağdurun beden veya ruh sağlığının bozulması hâlinde, on beş yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. (Ağır Ceza)
(7) Cinsel istismar sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur. (Ağır Ceza)
Madde metninde, çocukların cinsel istismarı fiilleri açık ve sistematik biçimde suç olarak tanımlanmıştır. Kanun koyucu, önceki düzenlemelerde yer alan ve erişkinlere karşı işlenen cinsel fiiller bakımından kullanılan “ırza geçme” ve “ırza tasaddi” ayrımını terk etmiştir. Yeni sistemde, kişilere karşı gerçekleştirilen cinsel davranışlar cinsel saldırı, çocuklara karşı gerçekleştirilen cinsel davranışlar ise cinsel istismar suçu kapsamında değerlendirilmiştir. Bu ayrım, çocukların korunmasını merkeze alan çağdaş ceza hukuku anlayışının bir sonucudur.
Birinci fıkrada, çocukların cinsel istismarı suçunun temel hali düzenlenmiştir. Suçun işleniş biçimi dikkate alınarak, algılama yeteneği gelişmemiş çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranışın, koşulsuz şekilde suç oluşturduğu kabul edilmiştir.
Buna karşılık, on beş yaşını tamamlamış çocuklara karşı gerçekleştirilen cinsel davranışların suç sayılabilmesi, fiilin cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden ile gerçekleştirilmiş olmasına bağlanmıştır. Bu yönüyle kanun, yaş ve irade serbestisini ayırt edici bir ölçüt olarak kabul etmiştir.
On beş yaşını tamamlamış çocuklara karşı gerçekleştirilen cinsel davranışların suç oluşturabilmesi için çocuğun rızasının bulunmaması zorunludur. Çocuğun geçerli bir rıza açıklamasında bulunması hâlinde, fiil suç olmaktan çıkar ve fail hakkında cezaya hükmedilemez. Bu nedenle, on beş yaşını tamamlamış çocuklar ile algılama yeteneği gelişmemiş çocuklar aynı hukuki statüde değerlendirilmemiştir.
On beş yaşını tamamlamış çocuklara yönelik cinsel davranışların cinsel istismar suçu olarak kabul edilebilmesi için, fiilin mutlaka cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayanması gerekir. Bu unsurların yokluğu hâlinde, fiil ceza hukuku anlamında suç teşkil etmez.
Maddenin ikinci fıkrasında, cinsel istismarın nitelikli hali düzenlenmiştir. Buna göre, suçun vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle işlenmesi durumunda daha ağır bir ceza öngörülmüştür. Bu düzenlemenin gerekçesi, söz konusu fiillerin mağdur üzerindeki bedensel ve psikolojik etkilerinin çok daha ağır olmasıdır.
Üçüncü fıkrada, cinsel istismar suçunda cezayı artıran nitelikli hâller sayılmıştır. Bu hâllerin varlığı durumunda, suçun ağırlığı dikkate alınarak cezanın artırılması öngörülmüştür.
Dördüncü fıkrada, on beş yaşını tamamlamamış çocuklara karşı cebir veya tehdit kullanılarak cinsel istismar suçunun işlenmesi hâlinde, fail hakkında daha ağır ceza uygulanacağı düzenlenmiştir. Bu hüküm, küçük yaştaki çocukların özel olarak korunmasını amaçlamaktadır.
Beşinci fıkrada, cinsel istismar sırasında başvurulan cebir ve şiddetin, kasten yaralama suçunun ağır neticelerine yol açması hâlinde, failin ayrıca bu suçtan da cezalandırılacağı hükme bağlanmıştır. Böylece, fiilin doğurduğu her bir hukuki sonuç ayrı ayrı yaptırıma bağlanmıştır.
Altıncı fıkrada, cinsel istismar sonucunda mağdurun beden veya ruh sağlığının bozulması hâlinde ağır ceza öngörülmüştür. Bu düzenleme, mağdur üzerinde kalıcı etkiler doğuran fiillerin daha ağır yaptırıma tabi tutulmasını amaçlamaktadır.
Yedinci fıkrada ise, cinsel istismar sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölmesi hâlinde, fail hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası öngörülmüştür. Bu hüküm, çocukların cinsel dokunulmazlığını en üst düzeyde koruma amacının en ağır yaptırım ile somutlaşmış hâlidir.
Bu gerekçe bütünüyle değerlendirildiğinde, TCK m.103’ün çocukların cinsel dokunulmazlığını merkeze alan, yaş, rıza ve irade kavramlarını ayrıntılı biçimde ayıran ve ağır sonuçlar bakımından kademeli ceza sistemi öngören bir düzenleme olduğu açıkça görülmektedir.
TCK 103. maddeye göre; çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Kanun, "cinsel istismar" eylemini mağdurun yaşına ve algılama yeteneğine göre üç farklı kategoride tanımlamaktadır:
On beş yaşını tamamlamamış çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış, cinsel istismar suçunu oluşturur.
15 yaşını tamamlamış olsa bile, fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen cinsel davranışlar da doğrudan istismar kabul edilir.
15 yaşını tamamlamış ve algılama yeteneği gelişmiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen fiillerin "cinsel istismar" sayılabilmesi için; eylemin cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilmesi gerekir.
Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi, suçun temel şekline göre daha ağır cezayı gerektiren "nitelikli hal"dir.
TCK 103/3 maddesi uyarınca, suçun belirli kişiler tarafından veya belirli yöntemlerle işlenmesi halinde verilecek ceza yarı oranında artırılır. Bu haller şunlardır:
Eylem sonucunda mağdurda kalıcı hasarların oluşması, cezanın alt sınırını belirleyen en önemli faktördür:
Cinsel suçlar genellikle tanığın olmadığı ortamlarda işlendiğinden, delil analizi büyük titizlik gerektirir. Hukuk sistemimizde "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi esastır.
Çocukların cinsel istismarı suçlamaları (TCK 103), Türk hukuk sistemindeki en ağır yaptırımları içeren ve yargılama süreci en hassas yürütülen dava türlerinden biridir. Bu davalarda verilecek kararlar, kişilerin özgürlüğünü, itibarını ve tüm geleceğini doğrudan etkiler. Bu nedenle sürecin, alanında uzman bir ceza avukatı ile yürütülmesi bir tercih değil, zorunluluktur.
Adli istatistikler ve doktrin görüşleri, cinsel suçlamalarda "iftira" veya "yanlış yönlendirme" vakalarının azımsanamayacak boyutta olduğunu göstermektedir. Özellikle boşanma aşamasındaki velayet çekişmelerinde veya husumete dayalı olaylarda çocuklar araç olarak kullanılabilmektedir.
Cinsel istismar davaları genellikle tanığın olmadığı ortamlarda gerçekleşir. Bu nedenle dava dosyası; Adli Tıp raporları, psikolog/pedagog görüşleri ve çelişkili beyanlar üzerine kuruludur.
TCK 103 kapsamındaki suçlarda cezalar 3 yıldan başlayıp, nitelikli hallerin varlığı durumunda (organ sokma, akrabalık vb.) 30 yıla kadar çıkabilmekte, hatta ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilebilmektedir.
Böylesine ağır bir tabloda, savunmada yapılacak en küçük bir hata veya eksiklik, kişinin ömrünün büyük bir kısmını cezaevinde geçirmesine neden olabilir.
Sadece sanık için değil, mağdur taraf için de avukat desteği kritiktir. İstismara uğrayan çocuğun yargılama sürecinde "ikincil örselenme" yaşamaması, sanığın hak ettiği cezayı alması ve dosyanın etkin takibi için mağdur vekilliği büyük önem taşır.
Sonuç olarak; Cinsel istismar davaları, hukuk tekniği açısından en karmaşık ve riskli davalardır. Gerek soruşturma (ifade, gözaltı) gerekse kovuşturma (mahkeme) aşamalarında tecrübeli bir ceza avukatından hukuki destek almak, adil bir yargılama ve hak kaybının önlenmesi için elzemdir.
1. TCK 103. maddeye göre cinsel istismar suçu tam olarak nedir?
TCK 103. maddeye göre cinsel istismar; 15 yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olsa bile fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş çocuklara karşı yapılan her türlü cinsel davranıştır111. Ayrıca 15-18 yaş grubunda olup algılama yeteneği gelişmiş çocuklara karşı cebir, tehdit veya hile ile yapılan davranışlar da bu suçu oluşturur.
2. 15 yaşından küçük çocuğun "kendi rızası" varsa ceza verilir mi?
Evet, verilir. Kanuna göre 15 yaşını tamamlamamış çocukların rıza açıklamaları mutlak olarak geçersizdir3. Çocuğun rızası olsa bile, bu durum failin ceza sorumluluğunu ortadan kaldırmaz ve fiil "cinsel istismar" olarak cezalandırılır.
3. Basit dokunma veya sarkıntılık cinsel istismar sayılır mı?
Evet. Kanun "her türlü cinsel davranış" ifadesini kullanmıştır5. Vücuda organ sokma boyutuna varmayan, dokunma, sürtünme gibi davranışlar (eski kanundaki sarkıntılık ve tasaddi) basit cinsel istismar kapsamında değerlendirilir ve 3 yıldan 8 yıla kadar hapis cezası gerektirir.
4. 15-18 yaş arasındaki çocuklarda rıza durumu cezayı nasıl etkiler?
Eğer çocuk 15 yaşını bitirmiş, 18 yaşını doldurmamışsa ve fiilin anlamını algılama yeteneği gelişmişse; cebir, tehdit veya hile yoksa eylem "cinsel istismar" sayılmaz7. Bu durumda eylem rızaya dayalı ise şikâyete bağlı olan "Reşit Olmayanla Cinsel İlişki" (TCK 104) suçu oluşur, ancak istismar (TCK 103) oluşmaz.
5. Vücuda organ veya cisim sokulması durumunda ceza ne kadar artar?
Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle işlenmesi suçun "nitelikli hali"dir99. Bu durumda ceza alt sınırı 3 yıldan değil, 8 yıldan başlar ve 15 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
6. Suçun akrabalar veya eğitmenler tarafından işlenmesi cezayı artırır mı?
Evet. Suçun üstsoy, amca, dayı gibi kan hısmı, üvey baba, evlat edinen, vasi, öğretmen, bakıcı veya sağlık personeli tarafından işlenmesi durumunda ceza yarı oranında artırılır. Bu kişiler, çocuk üzerinde koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunan kişilerdir.
7. Cinsel istismar suçunda fail kadın olabilir mi?
Evet. Suçun faili erkek veya kadın olabilir. Özellikle vücuda cisim sokulması suretiyle işlenen nitelikli hallerde, failin kadın olması veya mağdurun erkek olması suçun oluşumunu engellemez; kanun cinsiyet ayrımı gözetmemiştir.
8. Mağdurun ruh sağlığının bozulması cezayı nasıl değiştirir?
Suç sonucunda mağdurun beden veya ruh sağlığının bozulması (örneğin ağır travma, psikolojik çöküntü) halinde verilecek hapis cezası on beş yıldan az olamaz15. Bu durumun tespiti için Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınması gerekmektedir.
9. Mağdurun ölümü veya bitkisel hayata girmesi durumunda ceza nedir?
Cinsel istismar eylemi sonucunda mağdur bitkisel hayata girerse veya ölürse, fail hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur. Bu, kanundaki en ağır yaptırımlardan biridir.
10. Cinsel istismar suçlarında cezanın üst sınırı kaç yıldır?
Normalde süreli hapis cezalarında üst sınır 20 yıldır. Ancak cinsel istismarın nitelikli halleri (organ sokma, akrabalık, cebir vb.) birleştiğinde, doktrindeki görüşe göre (TCK 61/7 uyarınca) ceza üst sınırı 30 yıla kadar çıkabilir. Zincirleme suç hükümlerinin uygulanması durumunda bu süre daha da artabilir.
Yasal Uyarı: Bu makale bilgilendirme amaçlıdır. Cinsel istismar suçlamaları teknik hukuki bilgi, adli tıp raporlarının analizi ve uzmanlık gerektirir. Hak kaybı yaşamamak için uzman bir ceza avukatından hukuki destek almanız gerekemektedir.
🌐 Web sitemizi ziyaret edin: sinanakalin.av.tr
📩 E-posta: info@sinanakalin.av.tr
📱 Telefon: +90 (507) 895 2874
📍 Adres: Mahmudiye Mah. Kuvayi Milliye Cad. Gökdelen İş Merkezi Kat: 11 Daire: 240-241 Akdeniz / Mersin
© 2025 Av. Sinan Akalın Tüm Hakları Saklıdır.
AYZ Bilgisayar ve Yazılım tarafından geliştirilmiştir.