Çocukların Cinsel İstismarı - TCK 103

Çocukların Cinsel İstismarı - TCK 103 Yayınlanma Tarihi:
Çocukların Cinsel İstismarı - TCK 103
İçindekiler

Çocukların cinsel istismarı suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 103. maddesinde düzenlenen ve çocuğun cinsel dokunulmazlığını koruyan ağır bir suçtur. Suçun hukuki niteliği belirlenirken yalnızca fiziksel temasın bulunup bulunmadığına bakılmaz. Mağdurun yaşı ve algılama yeteneği, eylemin şekli ve yoğunluğu, cebir, tehdit veya hile kullanılması, fail ile çocuk arasındaki ilişki ve fiilin kaç kez işlendiği birlikte değerlendirilir.

TCK 103 bakımından özellikle sarkıntılık düzeyinde kalan cinsel istismar, çocuğun basit cinsel istismarı ve vücuda organ veya başka bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilen istismar arasındaki ayrım önemlidir. Bu ayrım, uygulanacak cezayı doğrudan etkiler. Bununla birlikte her dosya kendi delilleri ve olayın gerçekleşme biçimi içinde değerlendirilmelidir.

Kısaca ifade etmek gerekirse; on beş yaşını tamamlamamış veya fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş çocuğa karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış TCK 103 kapsamında değerlendirilebilir. On beş yaşını tamamlamış çocuklarda ise TCK 103’ün uygulanması kural olarak cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedenin varlığına bağlıdır.

TCK 103 Çocukların Cinsel İstismarı Suçu Nedir?

TCK 103’e göre cinsel istismar kavramı, mağdur çocuğun yaşı ve algılama yeteneği dikkate alınarak belirlenir.

On beş yaşını tamamlamamış çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış, diğer şartların da bulunması hâlinde çocukların cinsel istismarı suçunu oluşturabilir. Bu yaş grubundaki çocuğun görünürde rıza göstermesi, fiili hukuka uygun hâle getirmez.

On beş yaşını tamamlamış olmasına rağmen fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış da TCK 103 kapsamındadır.

On beş yaşını tamamlamış ve algılama yeteneği gelişmiş çocuklar bakımından ise cinsel davranışın cebir, tehdit, hile veya çocuğun iradesini etkileyen başka bir nedene dayanması gerekir.

On beş yaşını tamamlamış çocukla cebir, tehdit ve hile olmaksızın cinsel ilişki kurulması, olayın özelliklerine göre TCK 104’te düzenlenen reşit olmayanla cinsel ilişki suçu kapsamında ayrıca değerlendirilebilir. TCK 103 ile TCK 104 birbirinden farklı suç tipleridir. Doğru hukuki nitelendirme yapılırken mağdurun yaşı kadar eylemin biçimi ve çocuğun iradesinin nasıl etkilendiği de incelenir.

Çocukların Cinsel İstismarı Suçunun Unsurları

Mağdur çocuk olmalıdır

Türk Ceza Kanunu bakımından on sekiz yaşını tamamlamamış kişi çocuktur. Ancak TCK 103’ün uygulanma şartları, mağdurun on beş yaşından küçük veya büyük olmasına göre değişir.

Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması ise suçun oluşumunu değil, uygulanacak cezanın alt sınırını etkileyen özel bir düzenlemedir.

Eylem cinsel davranış niteliğinde olmalıdır

Fiilin cinsel amaç taşıması ve çocuğun cinsel dokunulmazlığını ihlal etmesi gerekir. Dokunma, öpme, cinsel bölgelere yönelen hareketler veya daha yoğun eylemler, gerçekleştiriliş biçimine göre farklı hukuki nitelendirmelere konu olabilir.

Her fiziksel temas otomatik olarak aynı suç biçimini oluşturmaz. Davranışın meydana geldiği bağlam, süresi, hedef aldığı vücut bölgesi, devamlılığı, yoğunluğu ve failin kastı birlikte değerlendirilir.

Kast bulunmalıdır

Çocukların cinsel istismarı suçu kasten işlenebilir. Failin hareketi bilerek ve isteyerek gerçekleştirmesi gerekir.

Eylemin cinsel nitelikte olup olmadığı yalnızca failin açıklamasına göre belirlenmez. Olayın meydana geliş şekli, tarafların konumu, hareketlerin yöneldiği bölge ve dosyadaki diğer deliller birlikte incelenir.

Sarkıntılık Suretiyle Çocuğun Cinsel İstismarı Nedir?

TCK 103/1, cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde kalmasını daha az cezayı gerektiren bir hâl olarak düzenlemiştir. Ancak kanunda sarkıntılık kavramının ayrıntılı bir tanımı yapılmamıştır.

Yargıtay uygulamasında sarkıntılık değerlendirilirken şu ölçütler öne çıkmaktadır:

  • Hareketin ani ve kısa süreli olması,
  • Kendi içinde süreklilik göstermemesi,
  • Kesintili ve devamı bulunmayan bir nitelik taşıması,
  • Belirli bir yoğunluğa ulaşmaması,
  • Eylemin gerçekleştiği yer ve olayın koşulları.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 29.06.2022 tarihli kararında; kendi içinde süreklilik göstermeyen, kesintili, kısa süreli, devamı bulunmayan ve belirli bir yoğunluğa ulaşmayan hareketleri olayın bütünlüğü içinde sarkıntılık kapsamında değerlendirmiştir.

Kurul, suçun hukuki niteliği belirlenirken yalnızca temas edilen vücut bölgesinin değil, hareketlerin süresi, yoğunluğu ve devamlılığının da dikkate alınması gerektiğini ortaya koymuştur.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2021/96, K. 2022/500, 29.06.2022

Bu nedenle eylemin kısa sürmesi veya tek bir hareketten oluşması, tek başına sarkıntılık hükümlerinin uygulanmasını gerektirmez. Hareketlerin art arda gerçekleştirilmesi, devamlılık kazanması veya belirli bir yoğunluğa ulaşması durumunda sarkıntılık sınırının aşıldığı kabul edilebilir.

Çocukların Cinsel İstismarı Suçunun Cezası

TCK 103’e göre çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi hakkında sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde uygulanacak ceza üç yıldan sekiz yıla kadar hapistir.

Cinsel istismarın vücuda organ veya başka bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda ise on altı yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmedilir.

Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde:

  • Temel cinsel istismar suçunda verilecek ceza on yıldan az olamaz.
  • Sarkıntılık suretiyle istismarda verilecek ceza beş yıldan az olamaz.
  • Vücuda organ veya cisim sokulması durumunda verilecek ceza on sekiz yıldan az olamaz.

Ceza hesabı yalnızca bu alt ve üst sınırlardan ibaret değildir. Nitelikli hâller, zincirleme suç, teşebbüs, iştirak, failin yaşı ve somut olayda uygulanabilecek diğer ceza hukuku hükümleri sonuç cezayı değiştirebilir.

Cezayı Artıran Nitelikli Hâller

TCK 103/3 uyarınca suçun belirli kişiler tarafından veya belirli koşullardan yararlanılarak işlenmesi durumunda ceza yarı oranında artırılır.

Cezanın artırılmasını gerektiren başlıca durumlar şunlardır:

  • Suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi,
  • İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan yararlanılması,
  • Suçun üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı içinde bulunan kişi tarafından işlenmesi,
  • Suçun üvey anne, üvey baba, üvey kardeş veya evlat edinen tarafından işlenmesi,
  • Suçun vasi, eğitici, öğretici, bakıcı veya koruyucu aile tarafından işlenmesi,
  • Suçun sağlık hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişi tarafından işlenmesi,
  • Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuzun kötüye kullanılması.

On beş yaşını tamamlamamış veya algılama yeteneği gelişmemiş çocuğa karşı cebir ya da tehdit kullanılması da cezanın yarı oranında artırılmasına neden olur.

On beş-on sekiz yaş grubundaki diğer çocuklara karşı gerçekleştirilen cinsel istismarda silah kullanılması hâlinde de ceza yarı oranında artırılır.

İstismar sırasında kullanılan cebir ve şiddet, kasten yaralama suçunun ağır sonuçlarına neden olmuşsa fail hakkında ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

Suç sonucunda mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölmesi hâlinde ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası öngörülmüştür.

Vücuda Organ veya Cisim Sokulması Suretiyle İstismar

TCK 103/2, cinsel istismarın vücuda organ veya başka bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesini daha ağır yaptırıma bağlamıştır. Uygulamada bu suç biçimi sıklıkla “nitelikli cinsel istismar” olarak adlandırılmaktadır.

Bu nitelendirme bakımından tıbbi raporlar önemli olmakla birlikte tek delil değildir. Aradan geçen süre, eylemin gerçekleşme şekli ve mağdurun fiziksel özellikleri nedeniyle muayenede herhangi bir bulgu saptanmaması mümkündür.

Adli raporlar; mağdur beyanı, tanık anlatımları, dijital kayıtlar, mesajlar, kamera görüntüleri ve dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirilir.

Fiziksel bulgu bulunmaması tek başına suçun işlenmediği anlamına gelmez. Aynı şekilde fiziksel bir bulgunun bulunması da failin kimliğini tek başına ispatlamayabilir.

Mağdur Çocuğun Beyanı Tek Başına Yeterli midir?

Cinsel suçlar çoğunlukla üçüncü kişilerin bulunmadığı ortamlarda işlendiğinden mağdur çocuğun beyanı önemli bir delildir.

Ancak hukuk sisteminde “mağdurun her beyanı mutlaka doğrudur” veya “tek başına mağdur beyanı hiçbir zaman yeterli değildir” şeklinde otomatik bir kural bulunmamaktadır.

Mağdur beyanı değerlendirilirken özellikle şu hususlar incelenir:

  • Olayın ne zaman ve nasıl adli makamlara bildirildiği,
  • Beyanın kendi içinde tutarlı olup olmadığı,
  • Soruşturma ve kovuşturma aşamalarındaki anlatımlar arasında önemli çelişkiler bulunup bulunmadığı,
  • Çocuğun yaşı ve gelişim düzeyi,
  • Anlatımın ayrıntılı olup olmadığı,
  • Beyanın olayın olağan akışına uygunluğu,
  • Sanıkla veya aileyle iftirayı gerektirebilecek bir husumetin bulunup bulunmadığı,
  • Beyanın tanık, mesaj, kamera kaydı, uzman görüşü veya adli rapor gibi yan delillerle desteklenip desteklenmediği,
  • Sanığın savunmasının ve alternatif olay anlatımının makul olup olmadığı.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi, farklı zamanlarda birden çok cinsel istismar eylemi gerçekleştirildiği iddiası yönünden; yer ve zaman belirtmeyen çelişkili mağdur beyanı dışında kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı bir dosyada zincirleme suç artırımının uygulanmasını hukuka aykırı bulmuştur.

Bu karar, tek bir eylemin gerçekleşip gerçekleşmediğinden ziyade birden fazla eylem bulunduğu iddiasının ve TCK 43 uyarınca yapılacak artırımın ayrıca ispatlanması gerektiğini göstermektedir.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2021/12158, K. 2024/10955, 16.12.2024

Yargıtay Ceza Genel Kurulu da cinsel suçlara ilişkin bir kararında geç bildirimin tek başına mağdur beyanını değersizleştirmeyeceğini kabul etmiştir.

Kurul; mağdurun tutarlı anlatımı, tanık beyanı, mesaj içerikleri ve adli rapor gibi destekleyici delillerin bütün hâlinde değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Söz konusu karar TCK 102 kapsamındaki bir olaya ilişkin olmakla birlikte ortaya koyduğu ispat ilkeleri cinsel suç yargılamaları bakımından yol göstericidir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2022/164, K. 2024/276, 02.10.2024

Mağdur Çocuğun Beyanı Nasıl Alınır?

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 236. maddesi, mağdur çocuğun ikincil örselenmesini önlemeye yönelik özel hükümler içermektedir.

Suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş çocuk, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması bakımından zorunlu durumlar saklı olmak üzere, soruşturma veya kovuşturmada tanık olarak bir defa dinlenebilir.

Mağdur çocuğun dinlenmesi sırasında psikoloji, psikiyatri, tıp veya eğitim alanında uzman bir kişi bulundurulur.

TCK 103/2 kapsamındaki suçlardan mağdur olan çocukların soruşturma aşamasındaki beyanları, çocuklara yönelik hizmet veren özel merkezlerde Cumhuriyet savcısının gözetiminde uzmanlar aracılığıyla alınır. Mağdur çocuğun beyanı ve görüntüsü kayda geçirilir.

Kovuşturma aşamasında çocuğun yeniden dinlenmesi, ancak maddi gerçeğin ortaya çıkarılması bakımından zorunlu olması durumunda gündeme gelmelidir.

Bu düzenlemelerin amacı hem sağlıklı delil elde edilmesini sağlamak hem de çocuğun yaşadığı olayı gereksiz şekilde tekrar tekrar anlatmasının önüne geçmektir.

Zincirleme Suç Hükümleri Uygulanır mı?

Aynı mağdura karşı, aynı suç işleme kararının icrası kapsamında, farklı zamanlarda birden fazla istismar eylemi gerçekleştirilmişse TCK 43’te düzenlenen zincirleme suç hükümleri uygulanabilir.

Bu durumda fail hakkında tek ceza belirlenir ancak verilen ceza dörtte birden dörtte üçe kadar artırılır.

Yargıtay 14. Ceza Dairesi, aynı mağdura karşı farklı zamanlarda gerçekleştirilen basit ve nitelikli cinsel istismar fiillerinin, diğer şartların da bulunması durumunda zincirleme suç kapsamında aynı suç sayılacağını belirtmiştir.

Yargıtay 14. Ceza Dairesi, E. 2014/2772, K. 2016/1996, 01.03.2016

Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise mağdurun çocukluk döneminde başlayan ve on sekiz yaşını tamamlamasından sonra devam eden eylemler bakımından önemli bir karar vermiştir.

Kurul, somut olayda TCK 103/2 kapsamındaki çocukların cinsel istismarı fiilleri ile TCK 102/2 kapsamındaki cinsel saldırı fiillerini TCK 43 yönünden “aynı suç” kabul etmiş; daha ağır olan çocukların cinsel istismarı suçundan belirlenen cezanın zincirleme suç hükümleriyle artırılmasını hukuka uygun bulmuştur.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2024/108, K. 2024/188, 12.06.2024

Zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için birden çok eylemin zamanı, sayısı ve aynı suç işleme kararı kapsamında olup olmadığı somut delillerle ortaya konulmalıdır. Belirsiz veya çelişkili anlatıma dayanılarak otomatik olarak zincirleme suç artırımı yapılamaz.

TCK 103 Suçu Şikâyete Bağlı mıdır?

TCK 103 kapsamındaki çocukların cinsel istismarı suçları kural olarak şikâyete bağlı değildir. Cumhuriyet savcılığı, suç şüphesini öğrendiğinde resen soruşturma başlatabilir.

Mağdurun veya ailesinin şikâyetten vazgeçmesi, resen soruşturulan bir TCK 103 davasını kendiliğinden sona erdirmez.

Bunun bir istisnası bulunmaktadır. Sarkıntılık düzeyinde kalmış suçun failinin de çocuk olması hâlinde soruşturma ve kovuşturma yapılması mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyetine bağlıdır.

Somut olayda şikâyetin gerekli olup olmadığı; failin yaşı, eylemin sarkıntılık düzeyinde kalıp kalmadığı ve suç tarihi dikkate alınarak değerlendirilmelidir.

Çocukların Cinsel İstismarı Suçu Uzlaşmaya Tabi midir?

Çocukların cinsel istismarı suçu uzlaştırmaya tabi değildir.

CMK 253/3 uyarınca cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda, suç şikâyete bağlı olsa bile uzlaştırma yoluna gidilemez.

Bu nedenle sarkıntılık düzeyinde kalan fiilin failinin çocuk olması nedeniyle suçun şikâyete bağlı bulunduğu istisnai durumlarda dahi uzlaştırma hükümleri uygulanmaz.

TCK 103 Suçunda Zamanaşımı

Çocukların cinsel istismarı suçunda dava zamanaşımı süresi, suçun kanuni cezasına ve somut olayda bulunan nitelikli hâllere göre belirlenir.

Zincirleme suçta zamanaşımı süresi son suçun işlendiği tarihten itibaren işlemeye başlar.

TCK 66/6 uyarınca çocuklara karşı üstsoy veya çocuk üzerinde hüküm ve nüfuzu bulunan kişiler tarafından işlenen suçlarda zamanaşımı, çocuğun on sekiz yaşını bitirdiği günden itibaren işlemeye başlar.

Zamanaşımı hesabında şu hususların birlikte incelenmesi gerekir:

  • Suçun işlendiği tarih,
  • Fiilin TCK 103’ün hangi fıkrası kapsamında kaldığı,
  • Failin suç tarihindeki yaşı,
  • Nitelikli hâller,
  • Zincirleme suç hükümleri,
  • Zamanaşımını kesen işlemler,
  • Suç tarihinden sonra yapılan kanun değişiklikleri.

Bu nedenle yalnızca internet üzerinde belirtilen genel bir süreye dayanılarak zamanaşımının gerçekleştiği veya gerçekleşmediği sonucuna varılmamalıdır.

Soruşturma ve Kovuşturmada Önemli Deliller

Çocukların cinsel istismarı dosyalarında delillerin gecikmeden ve hukuka uygun biçimde korunması gerekir.

Somut olayın özelliklerine göre şu deliller önem taşıyabilir:

  • Çocuğun uzman eşliğinde alınan ve kayda geçirilen beyanı,
  • Adli muayene raporları,
  • Adli Tıp Kurumu raporları,
  • Kamera görüntüleri,
  • Telefon mesajları,
  • Sosyal medya yazışmaları,
  • Arama ve iletişim kayıtları,
  • Konum ve seyahat bilgileri,
  • Olayın ilk anlatıldığı kişilerin tanıklığı,
  • Psikolojik değerlendirmeler,
  • Olay yeri inceleme bulguları,
  • Şüpheli veya sanığın farklı aşamalardaki savunmaları.

Dijital yazışmaların ekran görüntüsünün alınması yararlı olabilir. Ancak delilin kaynağının, bütünlüğünün ve hukuka uygun şekilde elde edildiğinin de korunması gerekir.

Hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin yargılamada kullanılması mümkün olmayabilir.

TCK 103 Dosyalarında Avukatın Rolü

Çocukların cinsel istismarı iddiası; mağdur çocuk, ailesi ve şüpheli veya sanık bakımından son derece ağır sonuçlar doğurur.

Mağdur vekili; çocuğun mümkün olduğunca bir defa ve uzman eşliğinde dinlenmesini, delillerin gecikmeden toplanmasını, gizlilik tedbirlerinin uygulanmasını ve mağdurun davaya katılma haklarının korunmasını takip eder.

Şüpheli veya sanık müdafii ise suç vasfının doğru belirlenmesi, lehe ve aleyhe delillerin birlikte incelenmesi, savunma hakkının korunması ve mahkûmiyet için gerekli kesin ispat standardının uygulanması bakımından görev üstlenir.

Ceza yargılamasında mahkûmiyet kararı ihtimale değil, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillere dayanmalıdır. Bununla birlikte mağdur çocuğun korunması ve ikincil örselenmesinin önlenmesi de soruşturmanın temel gerekleri arasındadır.

Dosyanın ilk aşamalarında yapılacak eksik veya hatalı işlemler, sonradan giderilmesi güç sonuçlara yol açabilir. Bu nedenle somut olayın ceza muhakemesi ve çocuk adalet sistemi konusunda çalışan bir avukat tarafından dosya içeriği üzerinden değerlendirilmesi önemlidir.

Sık Sorulan Sorular

Çocuğun rızası TCK 103 suçunu ortadan kaldırır mı?

On beş yaşını tamamlamamış veya algılama yeteneği gelişmemiş çocuklar bakımından rıza, TCK 103 kapsamındaki fiili hukuka uygun hâle getirmez.

On beş-on sekiz yaş arasındaki çocuklarda ise cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden bulunup bulunmadığı incelenir. Cebir, tehdit ve hile olmaksızın cinsel ilişki kurulması TCK 104 kapsamında ayrıca değerlendirilebilir.

TCK 103 suçu şikâyete bağlı mıdır?

Kural olarak şikâyete bağlı değildir ve resen soruşturulur. Yalnızca sarkıntılık düzeyinde kalan fiilin failinin çocuk olması hâlinde soruşturma ve kovuşturma mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyetine bağlıdır.

Şikâyetten vazgeçilirse dava düşer mi?

Resen soruşturulan TCK 103 suçlarında şikâyetten vazgeçilmesi davayı kendiliğinden düşürmez. Şikâyete bağlı istisnanın şartları ayrıca değerlendirilmelidir.

Çocukların cinsel istismarı suçu uzlaşmaya tabi midir?

Hayır. CMK 253/3 uyarınca cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda, suç şikâyete bağlı olsa bile uzlaştırma hükümleri uygulanmaz.

Fiziksel bulgu yoksa beraat kararı mı verilir?

Fiziksel bulgu bulunmaması tek başına suçun işlenmediği anlamına gelmez. Muayenenin zamanı, eylemin niteliği, mağdur beyanı, dijital veriler, tanık anlatımları ve diğer deliller birlikte değerlendirilir.

Bununla birlikte mahkûmiyet kararı her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillere dayanmalıdır.

Sarkıntılık ile basit cinsel istismar arasındaki fark nedir?

Yargıtay; eylemin ani, kısa süreli, kesintili ve devamlılık göstermeyen nitelikte olup olmadığına, ulaştığı yoğunluğa ve olayın gerçekleştiği koşullara bakmaktadır.

Eylemin süreklilik kazanması veya belirli bir yoğunluğa ulaşması hâlinde sarkıntılık sınırının aşıldığı kabul edilebilir.

Birden fazla eylemde ayrı ayrı ceza mı verilir?

Eylemlerin aynı mağdura karşı, aynı suç işleme kararı kapsamında ve farklı zamanlarda gerçekleştirilmesi hâlinde zincirleme suç hükümleri uygulanabilir.

Ancak eylemlerin sayısı, zamanı ve aynı suç işleme kararının kapsamında bulunduğu yeterli delille ortaya konulmalıdır.

Sonuç

TCK 103 kapsamında çocukların cinsel istismarı suçu; mağdurun yaşı, algılama yeteneği, fiilin yoğunluğu, cebir veya tehdidin varlığı, failin çocuk üzerindeki konumu ve eylemlerin tekrar edip etmediğine göre farklı biçimlerde oluşabilir.

Yargıtay kararları, özellikle sarkıntılık ile temel suç şekli arasındaki ayrımda otomatik kabullerden kaçınılması gerektiğini göstermektedir. Hareketin süresi, yoğunluğu, kesintili olup olmadığı ve devamlılık gösterip göstermediği birlikte değerlendirilmelidir.

Mağdur çocuğun beyanı da soyut biçimde kabul veya reddedilemez. Beyanın tutarlılığı, çocuğun yaşı, olayın bildirilme şekli, destekleyici deliller ve sanığın savunması birlikte incelenmelidir.

Her olayın hukuki niteliği ve delil yapısı farklıdır. Hak kaybının ve çocuğun ikincil örselenmesinin önlenmesi için soruşturmanın ilk aşamasından itibaren uzman hukuki destek alınması önem taşır.

0 Yorum

Yorum Bırak